Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde “Çocuk Hakları Paneli” düzenledi. Panelde çocuk hakları konusu geniş bir yelpazeden ele alındı.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 20 Kasım 1989 tarihinde imzalanması nedeniyle her yıl 20 Kasım günü Dünya’da çocuk hakları günü olarak anılıyor. Bu özel günde Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fatma Alisinanoğlu’nun moderatörlüğünde çevrimiçi düzenlenen panelde; teknoloji, medya, çevre, oyun, psikoloji ve ihmal istismar bağlamında çocuk hakları konuşuldu. Prof. Dr. Esra Ömeroğlu, Prof. Dr. Belma Tuğrul, Prof. Dr. Ali Eryılmaz, Doç. Dr. Özkan Sapsağlam, Doç. Dr. Haktan Demircioğlu, Doç. Dr. Berat Ahi, Doç. Dr. Leyla Ulus ve Dr. Jülide Işıl Bağatur etkinliğe panelist olarak katıldı.
Çocukların yüksek yararının gözetildiği bir topluma ulaşmak için kapsamlı politikalara ihtiyaç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Fatma Alisinanoğlu, evlilik ehliyetinin gerekliliğine işaret etti.
Çocuk işçiliği, çocuk yoksulluğu, çocuğa yönelik istismar, ihmal, suça bulaşma, bağımlılık, aile içi şiddet ve daha birçok nedenle çocuk refahının engellendiğini belirten Alisinanoğlu, “Daha sağlıklı ve mutlu çocuklar, gelecekte de daha sağlıklı bir toplum için kapsamlı politikalara ihtiyacımız olduğu açık. Özellikle medyada çocukların istismar edilmesi, oyundan mahrum bırakılmaları noktasında en büyük sorumluluk anne ve babadadır. Anne ve babanın farkındalığı için evlilik ehliyeti şarttır. Bireyler evlilik öncesi eğitimden geçirilmeli, ruhsal sıkıntıları varsa psikologlara kolayca ulaşmalıdır. Mutlu, sağlıklı, refah düzeyi yüksek çocuklar yetiştireceksek öncelikle yetişkinlerin ruhsal durumunun iyi olması gerekir.” değerlendirmelerinde bulundu.
Dijital dünyada çocuk hakları
Çocukların teknolojiyle ilişkisini değerlendiren Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Esra Ömeroğlu, dijital teknolojilerin çocuklar için birçok öğrenme ve gelişim fırsatı sunarken beraberinde bazı tehlikeleri de getirdiğini hatırlattı. Çocukların dijital dünyadaki haklarına yönelik Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi gibi birçok uluslararası örgütün çalışmaları olduğunu söyleyen Ömeroğlu, Avrupa Konseyi’nin 2016-2021 Çocuk Hakları Stratejisi üzerinde durarak şunları kaydetti:
“Bu stratejide çocuk haklarını korumak ve güvence altına almak için belirlenen 5 öncelikli konudan biri dijital dünyada çocuk hakları konusudur. Avrupa Konseyi, çocukların bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla bilgiye erişim ve ifade özgürlüğü hakkı olduğunu esas alır. Dijital araçlara ve internete erişim ayrımcılıklarına karşı da çocuğu koruyacak kurumun devlet olması gerektiğini vurgular. Aynı zamanda bilgi iletişim teknolojileri aracılığıyla çocuklara uygulanabilecek her türlü istismar ve sömürüye karşı çocuğun korunması gerektiğini belirtir.”

“Medya karşısında çocuklara öz denetim kazandırılmalı”
Çocukların yaşama, gelişim, korunma ve katılma hakkı bağlamında medyada görünürlükleri üzerine konuşan Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Özkan Sapsağlam, çocukların hayatlarına aktardıkları şiddeti medya ve oyunlarda gördükleri şiddetin bir uzantısı olarak değerlendirerek, “Araştırmalar ortalama 10 yaşına kadar çocukların televizyonda 100 bin şiddet ve 8 bin cinayet vakasına tanık olduklarını söylüyor. Çocuklar sürekli bu şiddet döngüsüne maruz kalarak şiddeti öğrenebilirler. Dünyada okul baskınlarıyla en çok gündeme gelen ülke Amerika. Bu çocuklar neden böyle bir yol seçiyorlar? Bu maruz kaldıkları medya ve içselleştirdikleri şiddet ile çok ilişkili. Medyadaki para kazanma hırsı hiçbir değer, etik, norm yasa tanımıyor. Çocuklar böyle bir sürecin içinde büyümeye maruz kalıyor.” ifadelerini kullandı.
Çocukların medya aracılığıyla fiziksel, duygusal ve cinsel istismara da maruz kaldıklarını, sağlıksız beslenmeye ve tüketime özendirildiklerini belirten Sapsağlam, “Dıştan kontrolü önemsiyoruz ama öncelikli ve sürdürülebilir olan çocuklara öz denetim kazandırmaktır, anne babaların bilinçli medya tüketicisi olmalarıdır.” dedi.
“Oyun tehlike altında”
Çocuk haklarına “oyun” penceresinden bakan İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Belma Tuğrul, oyunun çocuğun araştırma, keşfetme ve merakla ilgili ihtiyaçlarını karşılayan en temel ve doğal hakkı olduğunu dile getirdi. Akademik beklentiler, koruyucu aileler, yaşam alanlarında güvenlik hassasiyeti, teknolojinin gelenekselliğe üstünlüğü gibi faktörler nedeniyle oyunun tehlike altında olduğuna işaret eden Tuğrul, “Oyuncu öğretmenler ve oyun dostu ebeveynler çocukluk dönemlerindeki oyunlarını hatırladıklarında çocukların oyun haklarını anlama konusunda daha hassas olacaktır. Onların bizimle oynamaya ve kendi gözlerinden dünyaya bakacak ortamlara ihtiyaçları var. Tüm olanaklarımızı çocukların yararına dönüştürmeliyiz. Bunun için de doğal ve doğadan şeylerle çocukları besleyebiliriz.” diye konuştu.
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Haktan Demircioğlu ise ihmal ve istismar kavramları, nedenleri ve sonuçları üzerine konuşarak, ebeveyn ihmalinin çocukları istismara açık hâle getirdiğine dikkati çekti.
Çocukları çevresel faktörlerden koruyabilmek için önce ebeveynlerin bilinçlenmesi gerektiğini söyleyen Demircioğlu, “Çocuğa değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Ebeveynler bunu başarabilirse ihmal ve istismardan korunmanın anahtarını çocuğa vermiştir.” dedi.
İlgili bir topluluğun katıldığı Çocuk Hakları Paneli soru-cevap faslının ardından sona erdi.



