FSM'de Yaşam
Öğrenci Kulüp Haberleri

Kariyer Merkezi’nin “Mezun Röportajları” Adalet Bölümü mezunu Elif Koçak ile devam ediyor. BBS Hukuk ve Danışmanlık firmasında gayrimenkul alanında çalışan Koçak, işe alım süreçlerini ve sektörün aradığı nitelikleri anlatıyor.

“Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Adalet Programı mezunuyum. 6 aydır BBS Hukuk ve Danışmanlık firmasında gayrimenkul alanında çalışıyorum. Mezuniyet öncesi ve sonrasında hep hukuk sektöründe çalıştım. İş arayışım devam ederken birçok yere başvuruda bulundum ve mülakatlara davet edildim. Her mülakatta ayrı bir deneyim elde ettim. Daha önce farklı bir hukuk bürosunda ve özel bir sigorta şirketinin hukuk departmanında çalışmıştım. Her biri benim için farklı deneyimlerdi.”

“BBS Hukuk ve Danışmanlık’ta mezun olduğum bölümün işini yapıyorum. Öncesinde icra, tüketici hukuku gibi alanlarda çalışmıştım. Şu anda da gayrimenkul alanında çalışmalar yürütüyorum. İlgim hep hukuk bürolarındaydı ve başvurularım da hep bu yönde oldu. İstanbul Barosu’na özgeçmişimi gönderip başvuruda bulundum. Birkaç gün sonra arayıp mülakata davet ettiler. Görüşme sonrasında da başarılı olduğumu ve online olarak bir görüşme daha yapacaklarını söylediler. Daha sonra da işe alındığım bilgisi geldi. İşe başlangıcımda iki ay kadar ofis ortamında sosyal mesafeli çalıştım. Yaklaşık dört aydır da evden çalışıyorum. Umarım en kısa zaman da normal hayatımıza dönmüş oluruz. Ofis ortamında çalışmayı epey özledim.”

“Ekip çalışmasına katılmak ve sorumluluk almak beni sosyal anlamda geliştiriyor”

“İşimi severek ve isteyerek yapıyorum. Ekip çalışmasına yatkın olduğumu ve daha önce çalıştığım alanlarda kazanmış olduğum tecrübelerimin işe alınmamda etkili olduğunu düşünüyorum. Bir dönem çalışmıyordum ve çok mutsuzdum. İş hayatı bana özgüven getirdi. Ekip çalışmasına katılmak ve sorumluluk almak beni sosyal anlamda geliştiriyor. Mesleki anlamda birçok kişiyle iletişime geçiyorum, bu da iletişim ağımı genişletiyor.”

“Yazışma dilini iyi bilmek ve iletişimin kuvvetli olması bizim sektörümüzde çok önemli. Ekip çalışmasına yatkın olmak ve işinizi severek yapmak da sizi bulunduğunuz konumdan daha ileriye taşıyacak yetkinlikler. Henüz mezun olmamış arkadaşlarıma en büyük tavsiyem yazılı sözlü iletişimlerinin kuvvetli olması ve ekip çalışmasına yatkın olmaları.”

“Üniversitemiz nitelikli bir akademik kadroya sahip. Hocalarımdan almış olduğum eğitimi iş hayatında fazlasıyla kullanıyorum. Hâlen iletişimde olduğum hocalarım var. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum. Verdikleri emekler çok değerli ve kendimi şanslı hissediyorum. Üniversitemizin değer verir sloganını fazlasıyla hissettim. Mezun olduktan sonra da birçok etkinliğe katıldım. Meslek Yüksekokulu idaresi ve Kariyer Merkezi ile iletişimimi hiç koparmadım. Tercih yapacak bütün arkadaşlarıma üniversitemi gönülden tavsiye ediyorum. Aldığım eğitimle sektörde bir adım öne çıktığımı düşünüyorum. Örnek aldığım hocalarımın izinden ilerlemeyi hedefliyorum.”

 

 

Kariyer Merkezi’nin mezunlarımızın iş hayatı deneyimlerine kulak verdiği “Mezun Röportajları” serisi Psikoloji Bölümü mezunumuz Esma Gümüş ile devam ediyor. Klinik Obezite ve Metabolik Cerrahi bünyesinde psikolog olarak çalışan Gümüş, işe alım süreçlerinden ve sektöre dair gözlemlerinden bahsederken, henüz mezun olmamış öğrenci arkadaşlarına da yararlı olabilecek tavsiyeler veriyor.

“Klinik Obezite ve Metabolik Cerrahi bünyesinde psikolog olarak çalışıyorum. Genel cerrahımız ameliyatlarını hastanede yaptığı için, hastane bünyesinde de çalışmış oluyorum aslında. Hastalarla ameliyat öncesi hastane ortamında görüşmeler yapıyor, ameliyat sonrası görüşmelere klinikte devam ediyorum. İşe ilk başladığımda hastanede Covid katı vardı. Daha sonra tüm hastalar taburcu edildi ve bu kat kapatıldı. Ben yatan hasta katında çalışıyorum. Gelen hastalar çeşitli testlerden sonra yatan hasta katına kabul ediliyor. Hastanenin diğer katlarına da çok gidip gelmiyoruz. Bu yüzden pandemi dönemi beni çok etkilemedi. Hastane çok steril bir ortam, içim rahat bu yüzden. Terapilere de maskeyle devam ediyoruz ve tüm kurallara uyuyoruz.”

“Yurt dışı deneyimim ve yabancı dilim beni bir adım öne taşıdı”

“Psikoloji Bölümünden mezun olduktan kısa bir süre sonra iş buldum. Halen Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde son sınıf öğrencisiyim. Bu yüzden yarı zamanlı olarak çalışabileceğimi düşünüyordum. İşe alımlarda network de önemli ancak öz geçmişimde yurt dışı deneyimlerimin ve yabancı dil bilgimin insan kaynakları görüşmelerinde ön plana çıktığını söyleyebilirim. Önce zeka testi ve mantık sınavı sonrasında da İngilizce yazılı ve sözlü sınavlarına girdim. Kendimi ifade edebilmem ve akıcı konuşabilmem beni bir adım öne çıkardı. İşe yerleşene kadar bir buçuk aylık bir zaman geçti ve beş farklı kişiyle görüşme yaptım. İnsan Kaynakları uzmanları işe Psikolog olarak başlamasam bile yabancı dilim sayesinde farklı departmanlara da kabul edilebileceğimi söylediler hatta.”

“Aldığım eğitimi iş hayatında aktif olarak kullanıyorum”

“Öğrencilik hayatım boyunca birçok farklı sektörde çalıştım. Dört yıl boyunca Rahmi Koç Müzesi’nde Türkçe ve İngilizce rehberlik yaptım örneğin. Ayrıca bir psikoloji merkezi ve bir okulda staj yapabilme imkanı buldum. Hem okuyup hem çalışmak öğrencilere mesleki açıdan çok güzel deneyimler sunuyor. Aldığınız eğitimi sahada eş zamanlı olarak pekiştirebiliyorsunuz. Ben aldığım eğitimi iş hayatında aktif olarak kullanıyorum. Özellikle yabancı dil eğitimimi. Yurt dışı tecrübem üniversitemin bana burslu olarak sağladığı bir imkandı. Yani kendi imkanlarımla gidemeyeceğim yerlere üniversitem sayesinde giderek, ileride meslek hayatımı etkileyecek deneyimler kazandım. Hocalarımızın sadece teorik olarak değil uygulamalı olarak vermiş olduğu eğitimler de bizim için çok faydalı oldu.”

“İş hayatında sorumluluklar artıyor. Ancak okuyorken çalışıyor olmak iş hayatına adaptasyonu oldukça kolaylaştırıyor. İşe ilk başladığımda üniversiteyi özler miyim diye düşünüyordum. Ama yaptığım işte de araştırmalar, okumalar devam ediyor. Eğitim hayatından uzak kalamıyorum. Yüksek lisans ve doktora yapmak istiyorum. Eğitim hayatım devam edecek.”

“İletişim, yabancı dil ve çözüm odaklılık önemli”

“Çalıştığım sektörün aranan özellikleri iletişim, yabancı dil, çözüm odaklılık. Biz multidisipliner bir çalışma ortamındayız. Kalabalık bir ekibiz ve birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor. Bu yüzden ekip çalışmasına yatkın olmak da aranan bir özellik diyebilirim.”

“Klinik psikoloji ve sağlık psikolojisi alanında ilerlemek isteyen öğrenci arkadaşlarımın İngilizceleri çok iyi olmalı. Mutlaka yurt dışı deneyimi edinmeliler. Son sınıfta alacakları terapi eğitimi daha genel olmalı. Çünkü mezun olur olmaz danışan alamayabiliyorsunuz. Ülkemizde çok fazla psikoloji mezunu var. İnsan kaynaklarına gelen 300-400 öz geçmiş arasından yalnızca İngilizce bilenleri ayırdıklarını söylediler bana. Staj tecrübeleri ve bilgilerin taze tutulması da diğer önemli noktalar.”

Kariyer Merkezi’nin iş hayatını mezunlarımızdan dinlediği “Mezun Röportajları” serisi devam ediyor. Biyomedikal Mühendisliği Bölümü mezunu İlay Yılmaz ile 30 Ocak 2021’de bir araya gelerek, eğitim ve iş hayatına dair konuştuk.

Renova Medikal Mühendislik firmasında çalışan mezunumuz, “İşimi mezun olmadan önce buldum. Staj döneminde bu firmada stajyerlik yaptım. Üniversiteye devam ederken gönüllü olarak staja devam ettim. Mezun olduktan sonra da işe alındım.” dedi. 

Biyomedikal sektöründe ilk iş deneyimi olduğunu ama daha önce farklı sektörlerde çalıştığını da ifade eden Yılmaz, “Öğrencilik hayatımda harçlık biriktirmek için farklı sektörlerde, giyim mağazalarında çalıştım. Bence bunu herkes yapmalı çünkü öğrencilik hayatında kişi başka yerlerde kendini ve iletişimini geliştirmek için çalışmalı diye düşünüyorum.” diyerek öğrenimine devam eden öğrencilere de tavsiyede bulundu.

“İş odaklı ve özgün olmam işe yerleşmemde etkili oldu”

İşe yerleşmesinde etkili olduğunu düşündüğü faktörü, “Aslında kendim olmak dışında hiçbir şey yapmadım. Yöneticilerim bana çok destek oldu. Ben de olabildiğince herkese yardımcı oldum. Gözüme batan bir şey varsa oraya müdahale ettim. Hiçbir işten kaçmadım. Nasıl daha faydalı olabilirim düşüncesinde ve problemleri daha kolay nasıl çözerim diye yaklaştım. Kısaca sadece iş odaklı ve özgün olmam bu işe yerleşmemde etkili oldu.” şeklinde ifade etti.

Firmada satış, operasyon ve satın alma işlerini yürüten Yılmaz, biyomedikal bölümünün birçok dalı olduğunu kendisinin iletişim alanında geliştirdiğini ve iş hayatının kendisine pratik çözüm, kriz yönetimi ve iletişim yeteneğinin gelişmesi konusunda çok şey kattığını ifade etti.

“Ne istediğini bilirsen hedefine daha kolay ulaşırsın”

Biyomedikal sektöründe kariyer hedefleyen öğrencilerimize, “Hedef koyabilmek çok önemli. Bu mesleği seçmemde bu bölümde okumamda etkili olan şey, sağlık alanının beni her zaman etkileyen bir bölüm olmasıydı. Ayrıca babam da mühendis olduğu için ben de mühendisliği düşünürdüm. Medikali ve mühendisliği aynı anda kullanabileceğim bir meslek olmasını istemiştim, araştırmalarım sonucu biyomedikal mühendisliği ile tanıştım. Kişi ne istediğini bilip ona göre çalıştıktan sonra zaten kapılar mutlaka açılacaktır. Ne istediğini bilirsen hedefine daha kolay ulaşırsın.” diyerek tavsiyelerde bulundu.

“Hocaların güler yüzü, idari personelin her konuda yardımcı olması benim için çok önemliydi”

“Bir kez daha FSM’de okusaydım sosyal anlamda kendimi daha fazla geliştirirdim. Bunu yapan çok arkadaşlarım vardı ama ben daha çok ders odaklı ilerledim. Hocalarım çok iyiydi, her anlamda bana destek oldular. Ufkumu açmamda bana çok yardımcı oldular. Üniversitedeki tek eksik yanım sosyal anlamda aktif olmamam oldu. Kütüphanede, sınıflarda, laboratuvarda ders çalışmak benim için büyük avantajdı. Hocalarımın güler yüzü, idari personelin her konuda bana yardımcı olması, benim için etkinliklerden çok daha önemliydi.”

İş hayatında FSM’li olmanın avantajlarından da bahseden mezunumuz, “Üniversitemizin biliniyor olması beni mutlu ediyor. Ben de mühendislik okumak isteyenlere üniversitemizi tavsiye ediyorum.” dedi.

“Fark yaratacak olan benim ve eğitim aldığım hocalarımdır”

İş hayatında da diğer üniversite mezunlarından kendini ayıran özellikleri, “Köklü olan ya da olmayan bir üniversiteyi üniversite yapan şey içindeki hocalarıdır. Üniversitem de eğitimi ve hocaları ile takdir ediliyor. En önemlisi de nereden mezun olursam olayım farkı yaratacak olan kişi benim ve bana eğitim veren hocalarımdır.” diye anlattı.

Pandemi sürecindeki iş hayatıyla ilgili de bilgi veren Yılmaz, “Ülkemizde ilk vakalar görülmeye başlayınca bir ay kadar evden çalıştık. Operasyonel kısımda olduğum için telefonla işleri takip edebiliyordum. Sadece evde olmak, fazla hareket halinde olamamak biraz moralimi bozuyordu. Bir ay sonrasında sosyal mesafe kurallarına da uyarak ofisimize geri döndük. Sahada çalışan mühendislerimiz ofiste çalışanları da düşünerek bir süre uzaktan çalışmaya devam ettiler. Yöneticilerimiz bu konuda çok anlayışlılar.” dedi.

Kariyer Merkezi olarak önümüzdeki günlerde mezunlarımızla bir araya gelmeye devam edeceğiz. İş hayatındaki tecrübelerini paylaşmak isteyen tüm mezunlarımızı bizimle iletişime geçmeye davet ediyoruz.

Uluslararası Değişim Programıyla üniversitemizde bir dönem eğitim alan Mark Pellowe Türkiye tecrübesini anlattı.

Eğitim için Türkiye’yi ve üniversitemizi tercih etme sebepleriniz nelerdir?

Matematik bölümü öğretim görevlimizden İstanbul’da stajın mümkün olduğunu öğrendim. Türkiye’yi seçtim çünkü burada yapacağım iş dersimle en uygun olanıydı ve kariyerimde de bana faydası olacağını düşünüyorum.

Tercihinizden memnun musunuz?

Buradaki fakülteler bence harika. Haftalarca 3D yazıcılarla çalıştım ve onları hâlâ çok ilginç buluyorum. Burada umut verici birçok iş var. Ayrıca çalışanlar gerçekten yardımsever ve güler yüzlü. Yani seçimimden çok memnunum.

Hangi üniversitede ve hangi bölümde öğrenim görüyorsunuz?

İngiltere’de Salford Üniversitesi, Havacılık Mühendisliği bölümü.

Kendi üniversitenizle Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi arasında ne gibi farklılıklar var? Eğitim, kampüs yaşamı, arkadaş ilişkileri gibi konularda… 

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde daha küçük bir kampüs ve daha yeni binalar var. Çoğu insan dost canlısı ve Türkçem kötü de olsa bana yardım etmeye çalışıyorlar. İngiltere’de, Türkçe ya da başka bir dil konuşan birilerini bulamazsınız. Bazı farklılıklar olsa da buradaki üniversiteyi sevdim. Okul hayatı hemen hemen kendi ülkemdeki gibi yalnızca öğrenciler farklı. 

Üniversite dışında neler yapıyorsunuz?

Neredeyse dinlenmeye hiç fırsat bulamıyorum. Şehir çok büyük ve yapılacak çok şey var; arkadaşlarımla Türk çayı içmek, tavla oynamak, Topkapı Sarayı ve Ayasofya gibi yerleri ziyaret etmek gibi…

Türk kültürü hakkında özel çalışmalar yapıyor musunuz?

Düzenli olmasa da Türklerin tarihi hakkında okuyordum. Fatih Sultan Mehmet ve yakın çağdan “Türklerin babası” Atatürk hakkında bilgiler edindim. Kültür açısından, yiyecekleri denemek ve boş zamanlarımda da genelde Türklerin yaptıkları şeyleri yaparak şehirde yaşıyorum.

Türk kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türk halkına çok saygı duyuyorum, geçmişi ve yaşam tarzlarıyla gurur duyuyorlar. Benim gibi yabancıları hoş karşılayarak samimi davranıyorlar. Davet edildiğim mekanlarda her zaman yiyecek ve içecek ikram ediliyor, gittiğim her yerde “hoş geldiniz” kelimesini hissetmek çok güzel!

Gelmeden önceki ve geldikten sonraki Türkiye algınızı anlatır mısınız?

Türkiye’ye gelmeden önce medya haberleri sebebiyle kısmen olumsuz bir görüşe sahiptim. Oysa burada yaşadığımdan beri Türkiye’nin uluslararası insanlarla dolu bir ülke olduğunun farkına vardım. Türkiye gerçekten ilginç ve tarihi bir yer.

İstanbul dışında gezdiğiniz şehirler var mı?

Evet, küçükken ailemle Marmaris’e gitmiştim. Buraya geldiğimden beri ise Bodrum’a gittim ve yakında Kapadokya’ya gideceğim.

İstanbul’da en çok nereyi ve ne yapmayı seviyorsunuz?

Kesinlikle Ayasofya. Bu yapı bugüne kadar gördüğüm en güzel yapılardan birisi ve Sultan Ahmet Camii ve Topkapı Sarayı yürüyüş mesafesinde. Sanırım yapmayı en çok sevdiğim şey de arkadaşlarla çay içip sohbet etmek.

 

Uluslararası Değişim Programı ile Üniversitemize gelen Hukuk öğrencisi Adib Shauqi Bin Mohd Bakri ile Uluslararası Değişim Programı tecrübesine dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. 

Eğitim için Türkiye’yi ve üniversitemizi tercih etme sebepleriniz nelerdir?

Eğitim görmekte olduğum Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi (IIUM) Ahmad İbrahim Hukuk Fakültesi belli hedeflere ulaşmak için Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile devam eden bir iş birliğine sahip. Bu sebeple, iki üniversite arasında bir değişim programı oluşturuldu ve biz de Türkiye değişim programı için seçilen ilk öğrenci topluluğuyuz.

Tercihinizden memnun musunuz?

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çalışanları ve akademisyenlerinin gösterdiği misafirperverlikten çok memnunum. Akademisyenler ve üniversite çalışanları, değişim programı öğrencileri olarak yolculuğumuz boyunca bize yardımcı oldu. Burası beklentilerimi karşılayan bir üniversite. 

Kendi üniversitenizle Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi arasında ne gibi farklılıklar var? Eğitim, kampüs yaşamı, arkadaş ilişkileri gibi konularda… 

Temel fark, Malezya'daki üniversitemin, İstanbul'un her tarafına dağılmış birçok kampüse sahip olan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesine kıyasla geniş bir merkez kampüsüne sahip olması. Burada ise, Haliç Kampüsünde okuyorum. Bu kampüsü, çok büyük olmasa da çevresinde öğrencilerin kullanabileceği modern ve yeterli olanakları olmasından dolayı seviyorum.

Eğitim açısından kendi üniversitemle karşılaştırdığımda temel fark, burada kendi üniversitemdeki İngilizceye kıyasla iletişim için Türkçeyi kullanması. Arkadaşlık açısından ise, üniversitemin sosyal hayatıyla karşılaştırdığımda pek fazla fark olmadığına inanıyorum.

Üniversite dışında neler yapıyorsunuz?

Boş zamanlarımda, Türklerin kültürünü görmek ve tarihi yerlerini öğrenmek için İstanbul'u keşfe çıkıyorum. Bunun yanında, ülkemde bulunmayan yerel yemekler ve lezzetleri tatmaktan da memnunum.

Türk kültürü hakkında özel çalışmalar yapıyor musunuz?

Şu anda Türkiye'nin tarihi ve İslam kültürü ile çok ilgileniyorum çünkü çok büyüleyici ve şaşırtıcı.

Türk kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türk insanının günümüze kadar görülebilecek ve keşfedilebilecek tarihsel kanıtlarla zengin, yüzlerce yıl öncesine dayanan tarihi, dini ve kültürel açılardan çok uygar olduklarına inanıyorum.

Gelmeden önceki ve geldikten sonraki Türkiye algınızı anlatır mısınız?

Ülkemde Türkiye’nin muhteşem bir ülke olarak tarihi bir zenginliğe sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bizzat burada yaşayan birisi olarak geldikten sonra tüm izlenimler daha da gerçek oldu.

İstanbul dışında gezdiğiniz şehirler var mı?

İstanbul’un çoğu bölgesini gezdim. Başka şehirlere gitmedim fakat Ankara, Konya, Antalya gibi şehirleri keşfetmeyi çok istiyorum.

İstanbul’da en çok nereyi ve ne yapmayı seviyorsunuz?

İstanbul içinde en çok Sultanahmet meydanı, Eminönü ve Üsküdar’ı seviyorum. Boş zamanlarımda şehri keşfetmeyi seviyorum ve farklı tepelerden İstanbul’un güzel manzarasını izlemeye bayılıyorum.

 

Röportaj: Uluslararası Programlar Ofisi 

 

Geleneksel Türk Sanatları lisans mezunumuz ve aynı programda yüksek lisans eğitimine devam eden öğrencimiz Özbekistan uyruklu Abbos Shomansurov, Özbekistan Turizm Geliştirme Devlet Komitesi'nde Geleneksel Sanatlar Bölüm Başkanlığı görevine getirildi.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in, Özbekistanlı gençlerle buluştuğu foruma katılan öğrencimiz, Geleneksel Sanatlar alanına özgü projesini anlattı. Proje önerisi Cumhurbaşkanı tarafından beğenilen öğrencimize ulaşan Turizm Geliştirme Bakanı kendisine Geleneksel Sanatlar Bölüm Başkanlığı görevini teklif etti.

Cumhurbaşkanı tarafından tahsis edilecek alanda kısa sürede projesini hayata geçirmeyi planlayan öğrencimiz, Üniversitemizde aldığı Geleneksel Türk Sanatları eğitiminin kendisine kazandırdığı mesleki tecrübesini Özbekistan'daki gençlere ve sanatseverlere aktaracak. 

Bilgisayar Mühendisliği öğrencimiz Âkif Kılıç, Polonya Politechnika Bialostocka Üniversitesi'ndeki Erasmus deneyimini paylaşıyor.   

Merhaba. Erasmus maceram, evvelinde yaklaşık dört kez yurt dışı gezisi planlamam ve her defasında bazı sorunlardan dolayı planlarımın iptal olması neticesinde şansımı bu kez de Erasmus’tan yana kullanmak istememle başladı. İspanyolca öğrenmeye başlamam sebebiyle ilkin İspanya’ya gitmek istedim fakat yeni güncellemelerle dil sertifikaları istendiğinden Macaristan’a yöneldim. Onda da ders içerikleri uyuşmayınca mecburen Polonya’nın doğu tarafında, 300 bini aşkın nüfusuyla Bialystok’un Politechnika Bialostocka Üniversitesi’ne karar verdim.

“Bol yeşilliğiyle huzurlu bir ülke”

İlgili prosedürler sağlandıktan sonra ders seçimleri ve vize işlemleri gibi çok sancılı bir süreç başlıyor. Vizemin geç çıkması sebebiyle eğitime iki hafta geç başlayacakken virüsün çıkması ile Bialystok’a vardıktan iki gün sonra okulda bir derse bile giremeden iki haftalık karantinaya alındım. Bu süreçte de hayat her alanda ve anlamda durma noktasına geldiğinden karantinamın bitmesi neticesinde bir iki hafta da yurda dönüş denemelerim, konsolosluklarla iletişime geçmem ve ailemi teskin etmemle geçti. Ulaşım tamamıyla durma noktasına geldiğinden dönme çabalarım nihayetsiz kaldı. 

Polonya’nın yemek kültürünün pek olmadığını söyleyebilirim. Çoğunlukla fast-food, pizza, hazır dondurulmuş yiyeceklerle besleniyorlar. Yeni yeni toparlanmaya çalışan, kendi mimarisini inşa etmeye girişen, durağanlık içinde, sessiz, sakin, geniş caddeleri, bol yeşilliğiyle huzurlu bir ülke konumunda.

“Yemek festivalleri için birkaç Türk yemeği bilmekte fayda var”

Gitmeden önce mutlaka hibenin alınması gerektiğini söyleyebilirim; diğer türlü kur dönüşümleri, alınan komisyonlar, bankalardan Euro almada yaşanan sıkıntılar can sıkıcı olabiliyor. Önceden hibeyi alabilmek için de vize işlemlerinin olabildiğince erken halledilmesi gerekiyor. Ayrıca banka kartlarının yurt dışına açık olması, Visa ve Mastercard kullanımında online işlemlerde çok sıkıntı yaşanılmayacağı, 3D güvenlik durumu var ise önceden ilgili operatörle iletişime geçip sorunun halledilmesi de hayat kurtaran ipuçları arasında. Ayrıca gitmeden evvel mutfak araç gereçlerini orada almamız gerektiğini, yemeği kendiniz yaptığınızı, bazen yabancı arkadaşlarla traditional food (geleneksel yemek) festivalleri yapıldığını dolayısıyla en az birkaç Türk yemeği bilmekte fayda olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmak lazım.

Bir çok şeyi burada aktarabilme imkanım olmasa da kendi adıma en olmadık zamanda gitmem, geç kalmam ve virüs olayı sebebiyle süreç pek iyi geçmemiş olsa da edindiğim iyi dostluklar, gördüğüm kültürel farklılıklar, test ettiğim Endonezya, Meksika, Çin vb. dünya mutfakları, insanlardan edindiğim genel kültür bilgileri, gözlemlediğim hayat tarzı ve düşünceler, Almanya, Avusturya ve Çekya gibi ülkeleri gezerken yaptığım analizler kısıtlı bir süreçte de olsa Erasmus’un bana kattığı pozitif yönler arasında yer alıyor. Üniversitenin iyileştirilmesi gereken birçok yönü bulunmakta fakat normal eğitim sürecinde iseniz ve herhangi bir probleminiz yoksa okuldan yana çok eğlenceli bir dönem geçirme potansiyeline de sahip. 

Biyomedikal Mühendisliği öğrencimiz Furkan Sarper Kılıç, University of Malaya'daki Uluslararası Değişim Programı deneyimini paylaşıyor.  

Öğrencilik hayatım boyunca Amerika’da Work and Travel deneyimi ve İngiltere’de Erasmus tecrübesi edinmiştim. Okulumuzun Malezya’nın en iyi üniversitesi olarak seçilen University of Malaya ile anlaşmasını gördükten sonra Asya kıtasında bir süre bulunmanın benim için çok farklı bir tecrübe olacağını düşündüm ve Uluslararası Programlar Ofisimizin desteğiyle değişim öğrencisi olma sürecine başladım. Konsolosluk ve karşı kurum tarafından talep edilen belgelerin toplanma süreci her ne kadar yorucu olsa da değişim programının sonucunda bütün her şeye değdiğini düşündüm.

“Akademik ve kültürel olarak kendimi geliştirdim”

Malezya’da eğitim aldığım dönemde Asya kültürünün bizden çok farklı kültürel ögelerini yaşama şansı elde ettim. Doğa ile iç içe olan okul kampüsümüzün tadını çıkartırken bir yandan da bölümümde eğitim veren öğretim görevlilerinden öneriler aldım ve hayata dair ufkumu genişlettim. En iyi 100 üniversite listesinde olan University of Malaya’da eğitim almak, orada bir dönem geçirerek farklı teknikler ve derslerdeki işleyişi görmek her şeyin yanında kendi gelişimim için çok faydalı oldu. Hem akademik olarak hem de kültürel olarak kendimi geliştirme şansı elde ettim. Okulun olmadığı aralarda ülke içerisinde bulunan ve cennet ada olarak tanımlanan birçok turistik yere gitme şansı elde ettim.

“Global bir insana dönüştüm”

Bu adalarda bulunan lokal insanlar ile dostluklar kurmak, birçok farklı inanca sahip toplulukları içinde barındıran bir ülkede vakit geçirmek belki de hayatımda bir daha yaşayamayacağım bir zaman dilimi olarak hafızamda yer edindi. Ayrıca Dubai, Singapur, Endonezya, Tayland gibi normal zamanda gidilmesi zor olan ülkelere gitme şansı elde ettim. Okulumdan ve gezdiğim bu ülkelerden, dünyanın birçok farklı milliyetinden edindiğim arkadaşlıklarla daha global bir insana dönüştüm.

Tüm bunların yanında hoşuma gitmeyen şeyler ile mücadele etme konusunda kendimi geliştirdim. Malezya’da geçirdiğim süre boyunca en çok zorlandığım iki konu, sahip oldukları yemek kültürü ve iklimleri olmuştu. Bize göre çok farklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmeleri beni, alışmış olduğum şartların dışına çıktığımda da hızlıca adapte olma konusunda geliştirdi diyebilirim. Özetleyecek olursam hayatım boyunca unutmayacağım anılar yaşadım ve orada benimle aynı bölümde bulunan arkadaşım ile beraber yaşadığımız onlarca anıyı iyisi ve kötüsüyle hiç unutmayacağımıza eminim. Geriye dönüp baktığımda tereddüt etmeden iyi ki gitmişim diyebiliyorum. Bu şansı bize sağlayan okulumuzun Uluslararası Programlar Ofisi’ne teşekkürlerimi iletiyorum ve herkese hayatlarına böyle farklı tecrübeleri dahil etmelerini öneriyorum.

Öğrenci Kulüpleri

Öğrencilerimizin üniversite yaşamlarında akademik çalışmalarının yanı sıra sosyal, kültürel, sanatsal ve teknolojik alandaki faaliyetleri de önemli bir yere sahiptir. Bu alanlarda katıldıkları ve düzenledikleri etkinlikler akademik yaşamlarını daha verimli kılmakta, özgüven ve kendilerini ifade etme yetilerini geliştirmekte aynı zamanda üniversitemizin sosyal yaşamı içinde sorumluluk almalarını sağlamaktadır. Bireyselliğin yanında birlikteliği, ortak çalışmayı simgeleyen kulüpler, öğrencilerin etkinliklerde görev alarak bilgi, yetenek ve ilgileri ölçüsünde kişisel potansiyellerini geliştirmelerini ve içinde bulundukları grubun çalışmalarına katılarak heyecanlı, mutlu ve dinamik bir üniversite yaşamını oluştururlar.


Siteye Git

Kütüphane

Eğitim-öğretim dönemlerinde;
Haliç Yerleşkesi Kütüphanesi: Haftaiçi 24 saat / Haftasonu 10.00-19.00 Topkapı Yerleşkesi Kütüphanesi (Merkez) : Haftaiçi 08:30 - 17:30 / Haftasonu : Kapalı Üsküdar (Atik Valide) Yerleşkesi Kütüphanesi: Haftaiçi 08.30-20.00 / Cumartesi 10.00-19.00
(Sınav dönemlerinde Haftaiçi 08.30-22.00 / Haftasonu 10.00-19.00)
Kandilli Yerleşkesi Kütüphanesi - Küçükçamlıca Yerleşkesi Kütüphanesi Fatih Yerleşkesi Kütüphanesi : Haftaiçi 08.30-17.30


Siteye Git

FSMVÜ Yayınları

Eğitim-öğretim dönemlerinde; Haliç Yerleşkesi Kütüphanesi Haftaiçi 24 saat / Haftasonu 10.00-19.00 Topkapı Yerleşkesi Kütüphanesi (Merkez) : Haftaiçi 08:30-17:30 / Haftasonu: Kapalı

 


Siteye Git