Evliya Çelebi Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Evliya Çelebi Konuşmaları” serisinin üçüncü panelinde, müzik öğretmeni ve araştırmacı yazar Gökçe Güneygül konuk edildi.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Üsküdar Yerleşkesi’nde, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Çipan moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide; Seyahatname’de bahsi geçen ancak günümüzde unutulmaya yüz tutmuş Türk çalgıları, bu çalgıların tarihsel süreci ve yeniden canlandırılması konuları ele alındı.
Programın moderatörlüğünü üstlenen Dr. Mustafa Çipan, açılışta Yahya Kemal Beyatlı’nın Itrî şiirinden şu dizeleri katılımcılarla paylaştı:
"O ki bir ihtişamlı dünyâya / Ses ve tel kudretiyle hâkimdi; Âdetâ benziyor muammâya, / Ulemâmız da bilmiyor kimdi? O eserler bugün defîne midir? / Ebediyyette bir hazîne midir? Bir bilen var mı? Nerdeler şimdi?"
Konuşmasında mûsikînin derinliğine temas eden Çipan; Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetnâme eserindeki “Mûsikî hikmete dair fendir / Bilene bilmeyene rûşendir” beyitlerine atıfta bulundu. Yahya Kemal’in mûsikîyi yalnızca bir “terennüm” değil, aynı zamanda bir “tenevvür” olarak gören yaklaşımını hatırlatan Çipan; mûsikîdeki bu hikmet boyutu terk edildiğinde, geriye yalnızca gürültü kalacağını ifade etti. Çipan, mûsikîyi “meleklerin kanat sesleri” olarak niteleyen o meşhur tanımı hatırlatarak sözü Gökçe Güneygül’e bıraktı.
Şifa Kaynağı ve Toplumsal Miras Olarak Sazlar
Etkinlikte Gökçe Güneygül, Seyahatname üzerine yürüttüğü araştırma sürecine dair bilgiler paylaştı. Evliya Çelebi’nin mûsikîye olan ilgisine değinen Güneygül; Çelebi’nin rüya anlatısında geçen "segâh makamındaki tekbir" örneği üzerinden, mûsikî geleneğinin eserdeki yansımalarını aktardı.
Sunumda, musikinin Osmanlı darüşşifalarındaki tedavi edici rolüne ve şifa kaynağı olarak kullanımına dikkat çekildi. Seyahatname’nin müellif nüshasından hareketle; ney, çöğür, santur, keman ve kopuz gibi 17. yüzyıl enstrümanlarının kullanım alanları hakkında bilgiler verildi. Halk musikisinde çöğürün popülaritesine, musiki meclislerinde ise tanburun eşlikçi rolüne değinildi.
Konuşmanın son bölümünde 1638 yılındaki Esnaf Alayları geçişine dair notlar paylaşıldı. Bu kapsamda; mehteran, saztıraş, mutrıb ve hanende gibi musiki ile ilgili meslek gruplarının hiyerarşisi üzerinde duruldu. Ayrıca 17. yüzyılda kullanılan ve zamanla unutulan bazı çalgıların yapım malzemelerine dair tespitler katılımcılara aktarıldı.
Mûsikînin bir “şifa” olduğu vurgusuyla tamamlanan program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.



