Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından düzenlenen Ayasofya Söyleşileri’nin bu ayki konuğu Prof. Dr. Bilal Kemikli oldu. Moderatörlüğünü FSM Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek’in yaptığı programda Prof. Dr. Kemikli, “Toprağı Vatan Kılmak: Kurucu Metinler” başlığıyla Türk düşünce geleneğinin temel metinlerini ve bu metinlerin toplum inşasındaki rolünü ele aldı.
“Kurucu ve klasikleşen metinlerimizin üzeri örtüldü”
Sözlerine, kurucu metinlerin bir medeniyetin mayasını oluşturduğunu vurgulayarak başlayan Prof. Dr. Kemikli, “Kurucu metinler bizi mayalayan metinlerdir” diyerek; Uzun yıllar Türk kültür ve edebiyatında klasik metinlerin olmadığı yönünde bir kanaat oluşturulduğunu belirtti. Prof. Dr. Kemikli, bu yaklaşımı eleştirerek “Bizim kurucu ve klasikleşen metinlerimiz var ve bunun üzeri uzun bir dönem örtüldü. Biz bu örtüyü açmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Bu fikrî yolculuğunda Erol Güngör, Esad Coşan ve Nureddin Topçu’nun etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Kemikli, Topçu’nun “Anadolu’nun ruh savaşı henüz yapılmadı” sözünü hatırlattı.
“Türk kültürü yalnızca savaş ve at üzerinden okunamaz”
2007 yılından itibaren kurucu metinler üzerine daha yoğunlaştığını ifade eden Kemikli, Türk kültürünün dar bir perspektifle ele alındığını belirterek “Türk kültürü deyince sadece ata binmek, savaşmak gibi perspektifler oluşturulmuştu” dedi. Bu yaklaşımın, büyük eserlerin Türk diliyle yazılamayacağı yönünde yanlış bir kanaat doğurduğunu vurgulayan Kemikli, oysa zengin bir metin geleneğinin mevcut olduğunu söyledi. 2009 yılında Vesiletü’n-Necat’ın yazılışının 600. yılı dolayısıyla bir belgesel hazırladıklarını, 2022’nin ise UNESCO tarafından Süleyman Çelebi yılı ilan edildiğini hatırlattı.
Prof. Dr. Kemikli, “kurucu metin” kavramını “kök metin” ve “zemin metin” olarak da tanımlayarak “Bizim kök metnimiz Kur’an-ı Kerim’dir. Bu toprakları bize mamur kılan Kur’an-ı Kerim’dir” ifadelerini kullandı. Edebiyat bağlamında ise Türk Töresi’nin de bir kök metin olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kemikli, bir metnin gelenek oluşturuyorsa kurucu metin sayılacağını ifade etti.
Mevlid bir gelenek ve medeniyet inşa etti
Prof. Dr. Kemikli, Vesiletü’n-Necat’ın yalnızca bir eser değil, bir gelenek kurduğunu belirterek “Mevlid okumak ve okutmak, bir gelenek haline gelmiştir” dedi. Bu gelenekle birlikte “mevlidhan” ve “duahan” gibi kavramların ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Kemikli, bu süreçte Hz. Peygamber merkezli bir dindarlık kültürünün inşa edildiğini vurguladı. Ayrıca Saadettin Ökten’in “Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i bir milli mutabakat metnidir” görüşünü hatırlatan Kemikli, Mevlid’in aynı zamanda “devlet kuran bir metin” olduğunu dile getirdi.
Kurucu metinlerin temel nitelikleri
Prof. Dr. Kemikli, kurucu metinlerin ilim ehline hürmeti esas aldığını, ilmin ancak bu hürmetle yükseleceğini ifade etti. Kahramanlığın tek başına bir güç gösterisi olmadığını, esas kahramanlığın öfkesini yenebilmek olduğunu belirten Prof. Dr. Kemikli, sorumluluğun ise her şeyden önce insanın kendine karşı olan sorumluluğu olduğunu söyledi. Güzel ahlakın kurucu metinlerin merkezinde yer aldığını da vurgulayan Prof. Dr. Kemikli, maddi gücün de mana ile buluşmadığı sürece anlamlı olmayacağını dile getirdi. “Toplumu ihya etmenin yolu, insanı ihya etmekten geçer” diyen Kemikli, günümüzde insanı yargılamak yerine tamir etmeye odaklanılması gerektiğini ifade etti.
“Dilimizi Yesevi, hikâyemizi Dede Korkut Müslümanlaştırdı”
Prof. Dr. Kemikli, sözlerinin devamında Türk düşünce ve edebiyat geleneğinin şekillenmesinde önemli rol oynayan iki kaynağa işaret ederek “Dilimizi Müslümanlaştıran Ahmed Yesevi’dir, hikâyemizi Müslümanlaştıran da Dede Korkut Hikâyeleri’dir” dedi.
Kurucu metinlerin iki temel işlevi
Kurucu metinlerin yalnızca edebî metinler olmadığını belirten Prof. Dr. Kemikli, bu metinlerin aynı zamanda edebiyatı, sanatı ve düşünceyi inşa ettiğini ifade etti. Bununla birlikte halkın muhayyilesini şekillendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Kemikli, toplumların büyük idealler kurabilmesinin bu metinlerle mümkün olduğunu söyledi. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetme idealine halkın itiraz etmemesini de bu muhayyile ile ilişkilendirdi.
Prof. Dr. Kemikli, Türk-İslam düşüncesinin kurucu metinleri arasında Kutadgu Bilig, Ahmed Yesevi, Risaletü’n Nushiyye, Mesnevi ve Makalat gibi eserlerin bulunduğunu belirtti.
Günümüze çağrı: “Yeni eserler üretilmeli”
Konuşmasının sonunda günümüze yönelik değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Kemikli, “Günümüzde, halkın muhayyilesine önem verilmesi lazım. Kurucu metinlerimizden beslenen yeni eserlerin üretilmesi lazım” dedi. Basitlik ile sadeliğin karıştırıldığını vurgulayan Prof. Dr. Kemikli, “Basit olmayan ama sade eserlere ihtiyacımız var. Şuurlu şairlere ihtiyacımız var” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.



