''Şehirlerimize Kimlik Katmalıyız''

20 Şubat 2018

Kentsel dönüşüm uygulamalarının, hukuk, mimarlık ve mühendislik perspektifinden ele alındığı “Kentsel Dönüşümde Yeni Yaklaşımlar” paneli, Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Mehmet Özhaseki’nin katılımlarıyla Haliç Yerleşkesi konferans salonunda düzenlendi.

Hukuk Kulübü, Yapı ve İnşaat Kulübü ve Mimarlık Kulübü'nün işbirliğiyle hazırlanan “Kentsel Dönüşümde Yeni Yaklaşımlar” paneli, yoğun bir dinleyici katılımıyla gerçekleştirildi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan açılış konuşmalarında kürsüye çıkan Rektörümüz Prof. Dr. Musa Duman, ülkemizde sosyal konut alanındaki gelişmelere genç neslin sahip çıkmasını değerli bulduğunu söyleyerek, geleceğin hukukçularının, mimar ve mühendislerinin kentsel dönüşüm uygulamalarında tarihi ve sosyal yapıyı gözetmeleri temennisinde bulundu.

“Şehirlerin dili ve ruhu vardır”

Mütevelli Heyet Başkanımız İsmail Gerçek, kentsel dönüşümü sadece fiziksel yapıların dönüşümü olarak görmenin şehir üzerinde olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracağını belirterek, şehri; ulaşım, çevre, sosyal alanlar gibi bütünleşik bir bakış açısı ile dönüştürmenin gerekli olduğunu kaydetti. Tüm şehirlerin bir dili ve ruhu olduğunu dile getiren Gerçek, şehirlerin insanların düşünce yapılarının yansıması olduğunu ifade etti.

“Kentsel dönüşüm stratejik bir mesele”

Sağlıksız, afetlere karşı riskli, fiziksel olarak köhnemiş ve yapı ömrünü tamamlamış konut stokunun ülkemizin en önemli problemlerinden biri olduğunu aktaran TOKİ Başkan Vekili Mehmet Özçelik, bu nedenle kentsel dönüşüm meselesinin stratejik bir konu haline geldiğini belirtti. Kentsel dönüşümde sosyal adaleti ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, yerel kalkınmayı hedefleyen; tarihi ve kültürel mirası, doğal çevreyi koruyan yeni yaklaşımlarla hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Özçelik, kentsel dönüşüm projelerinde insan psikolojisini gözeten yaklaşımlara ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Başarılı kentsel dönüşüm projelerinin ortak özelliklerini sıralayan Özçelik; zenginleşmenin amaçlanmadığı, yerinde dönüşümün ve halkın sosyokültürel alışkanlıklarının esas alındığı, tasarımın öne çıktığı projelerin, şehre değer katacağını ifade etti.

“Arabesk medeniyeti”

Çevre ve Şehircilik Bakanımız Mehmet Özhaseki, öğrencilere ders mahiyetindeki konuşmasında; kadim şehirlerden şehirciliğin geldiği noktaya, kentsel dönüşümün neden gerekli olduğundan nasıl yapılması gerektiğine kadar birçok konu üzerinde durdu.  

Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu, iki önemli medeniyet olan Selçuklu ve Osmanlı’nın burada kurulduğunu söyleyen Özhaseki, iki medeniyetten de bahsederken herkesin zihninde bir imaj belirdiğini, günümüz Türkiye’si için ise zihinlerin karışık olduğunu kaydetti. Özhaseki, “Günümüze geldiğimiz zaman durum ne? 100 yıl önce Cumhuriyeti kurduk. Bir medeniyet olgusu yolunda bir isim takmak istesek ne diyeceğiz? Şurada iki gecekondu, yanında cam giydirilmiş devasa bir yapı, yanında tamirhane, onun yanında bir bakkal, onun yanında yıkık bir virane duruyor. Böyle bir şehir dokusu var. Buna bir isim takabilir miyiz? Takabiliriz aslında, o da ‘Arabesk medeniyeti’ olur. Bunlar bizim acı gerçeklerimiz.” diye konuştu.

Avlulu konaklardan betonarme yapılara

Türkiye’nin şu anda bir arayış noktasında olduğunu kaydeden Özhaseki, devletin tüm katmanlarının kimliğimize özgü bir medeniyet inşası çabasında olduğunu belirtti. Geçmişte birçok şehirde eski şehrin üzerine yeni şehir inşa etmek için planlamalar yapıldığını, 1930-1950 döneminde avlulu konakların ve taş evlerin yavaş yavaş yıkılarak modern olduğu söylenen betonarme yapıların inşa edildiğini dile getiren Özhaseki, insanların kibrit kutusu gibi evlerde yaşamaya başladığını ifade etti.

Özhaseki, 1950’li yıllardan itibaren Türkiye’de hızlı bir göç dalgası başladığını, devletin göçler karşısında hazırlıksız yakalandığını belirtirken; iş bilmeyen belediyeler, ideolojik yaklaşımlar, yoksulluk, geç planlama gibi faktörler sebebiyle sağlıksız ve kimliksiz kentlerin temelinin atıldığını, bugün ihtiyaç olanın ise şehirlere kimlik katmak olduğunu kaydetti.

Kentsel dönüşümün gerekliliğini Türkiye’nin deprem gerçekliği içinde ele alan Özhaseki, “Japonya’da eğer bir Japon, şiddetli deprem olduğunda bu depremi ninni gibi kabul edip sağa-sola dönerek uyuyorsa bizim Türk insanı olarak düşünmemiz lazım. Bizde 4-5 şiddetinde depremler olduğunda hepimizi bir korku alıyor, ne yapacağımızı şaşırıyoruz çünkü yaptığımız binalara güvenmiyoruz. Zaten insanları deprem öldürmüyor, sağlıksız yapılar öldürüyor.” dedi.

“Mahalle konseptine geçmek lazım”

Özhaseki, şehirlerde mahalle konseptine geçmenin elzem olduğunu belirterek, “Artık kendi kimliğimizden de kopmaya başladık. 80 katlı bir yapı içerisinde oturan insanlar, asansöre bindiklerinde ‘merhaba’ demiyorlar. Evde tuz lazım olsa karşı komşudan isteyecek insan çok azaldı. Mahalle konseptinin kendine has bir ruhu var. Oranın merkezinde bir mescit var, toplanma yeri var, etrafında sosyal tesisler var, iş merkezleri var. Sokaklar oraya bağlanıyor ve sokaklarda çalışan, esnaf, bakkal, herkes mahalleliyi tanıyor. Buraya dönmek lazım fakat bunu da kendi enerjisini üretebilen akıllı evler konseptiyle yapmak lazım. Bakanlık olarak problemleri tespit ettik, tüm bunları yeniden düzenleyecek, dizayn edecek alt yapıya sahibiz. Birikimiz var. Biz inşallah geleceği inşa edeceğiz, çocuklarımıza güzel bir ortam bırakacağız.” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından panele geçildi. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Suphi Saatçi “Kentsel Dönüşümün Çevresel ve Sosyokültürel Etkileri”, Bağcılar Belediyesi Hukuk İşleri Müdürü Avukat İlhan Ünsal “Kentsel Dönüşüm Öncesi Mevzuat ve Süreç”, TOKİ Toplu Konut Projeleri ve Araştırma Dairesi Başkanı İnşaat Mühendisi Mustafa Levent Sungur ise “Yapı Güvenliği ve Sürdürülebilir Yapılar” başlıklarında konuştu.

“Mevzuat uygulamada yeterli değil”

İmar ve kentleşme noktasındaki mevzuatın en az yapılaşmada görünen aksamalar kadar sıkıntılı bir alan olduğunu söyleyen Avukat İlhan Ünsal, 1985 tarihli 3194 sayılı temel imar mevzuatında ihtiyaçlara cevap vermediği için zaman içinde bir takım değişikliklere gidildiğini, kentsel dönüşüm alanındaki temel mevzuatın ise 2012’de yürürlüğe giren 6306 sayılı kanun olduğunu ifade etti. Kentsel dönüşüm mevzuatına 2016’da bazı değişiklikler eklendiğini belirten Ünsal, önümüzdeki yıllarda ise mevzuatta köklü değişiklikler beklediklerinin altını çizdi. Mevzuattaki eksikliklerin üzerinde duran Ünsal, riskli alanların tespiti ve yıkılması alanında net olan hükümlerin uygulama noktasında ise yeterli ihtiyacı karşılamadığını dile getirdi.

Yeni binalara akıllı teknolojiler

İnşaat Mühendisi Mustafa Levent Sungur ise mühendislik gözüyle kentsel dönüşüme baktı. Binaların yapısal güvenliğinin irdelenmesi gerektiğini belirten Sungur, 1999 depreminin yönetmeliklere uyulmadığının göstergesi olduğunu kaydetti. Binaların yönetmeliklere uygunluğunun nitelikli bir denetim mekanizması ile denetlenmesi gerekliliği üzerinde duran Sungur, binaların yenilenmesi gerektiğine karar vermek için ise yapısal analizin iyi yapılması gerektiğini ifade etti. Dönüşümün sunduğu fırsatlarla ilgili de konuşan Sungur, enerji tasarrufu sağlayan akıllı bina teknolojilerinin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“Tarihi yarımadaya nefes aldırmalıyız”

Şehrin kendi mekânlarını üreten, sosyal duruma göre değişen yaşayan bir doku olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suphi Saatçi, kentsel dönüşüm projelerinin bu dokuyu bozmaması gerektiğini kaydetti. Dönüşüm konusunda çok dikkatli olunmalı diyen Saatçi, “Tarihi eserlerin yanına veya yakınına bazen bitişik bazen ayrı nizamda uygulamalar yapılıyor. Bunları değerlendirmeliyiz. Tarihi yerlerde yapılacak yapılara özel dikkat gerekiyor. Şehirler yüz yıllar içinde oluşuyor. Bir anda kimlik oluşmuyor. Bizim en büyük kimliğimiz tarihi yarımadada. Oraya nefes aldırmalıyız.” diye konuştu.

Son yıllarda çokça konuşulan yatay mimari konusunda fazla arazi kullanımı, maliyet, karbon salınımı gibi bazı riskler olduğunu belirten Saatçi, dikey mimaride ise hayli garip işlerle karşılaştıklarını dile getirdi. Bir örnek veren Saatçi şöyle konuştu: “Bir belediye meclisinde bir binanın imar durumu görüşülüyor. Toplantıyı Belediye Başkanı yönetiyor. Bir belediye meclis üyesi söz alıyor. ‘Bizim ilimizin plakası 42’dir. Bina katı 42 olmalıdır.’ diyor. Sözü, daha bitmeden alkışlarla kesiliyor. Öneri kabul ediliyor. Bu yapılıyor maalesef. Adını da Selçuklu Kulesi koymuşlar. Gidip gördüm. Üst katları kimse kiralamamış, satılmamış. Yıkım kararı almışlar. İki misli yıkım parası istendiği için vazgeçmişler. Gökdelen yapmak için gökdelen yapılmaz. Arsa sıkıntısı varsa, ihtiyaç varsa yapılır.”

“Kentsel Dönüşümde Yeni Yaklaşımlar” paneli konuşmacılara hediye takdimleri ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da [email protected] adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.