Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün 14 Mayıs’ta düzenlediği FSM Konuşmaları’nın üçüncüsünde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanı, çeşitli bilim dallarından kıymetli hocalarımızın katıldığı “Enstitü Bize Ne Söyler?: Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne Farklı Disiplinlerden Bakışlar” başlıklı bir panelde değerlendirildi. Roman; edebiyat, tarih, psikoloji, iktisat ve sosyoloji bilim dalları açısından ele alındı.
Panelin moderatörlüğünü Türk Dili ve Edebiyatı bölümü hocalarımızdan ve aynı zamanda Toplum Araştırmaları ve Uygulama Merkezi Müdürü olan Dr. Zeynep K. Şerefoğlu Danış üstlendi. Programın öne çıkan başlıkları ise şöyle oldu:
“Yakın tarihin eleştirisi”
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı: “Saatleri Ayarlama Enstitüsü Cumhuriyet dönemi Türk romanının ilk 10 eseri arasına girer. Tanpınar, romanı 1954 yılında gazetede tefrika eder. 1961 yılında kitaplaştırılan eser 2000’li yıllara kadar hak ettiği değeri görmemiştir. Bu romanın yazıldığı dönemde değer göremeyişinin sebebi bana göre dönem okurunun edebi zevkinin çok çok üzerinde oluşudur. Roman, içerdiği kodları, radikal duruşu ile henüz tek parti döneminden çıkmış ama yine de hâlâ ürkek olan, tek ideolojiye angaje olmuş ve ihtiyatlı davranan okuyucuyu çok sarsmamıştır. Aynı zamanda kitabın basıldığı yılın hemen darbenin ertesi olması da eserin, zamanına doğmamış olduğu hissini uyandırır. Roman, toplumsal hayatın bozukluklarını hicveden bir eser olarak değerlendirilir ama meseleyi sadece gençlerin ailelerini dinlemeyişi, toplumda süregelen ahlaksızlık gibi basit ahlaki bozukluklara indirgeyemeyiz. Bu bozukluğu bir sosyal yapı ve zihniyet bozukluğuna yükseltirsek hatta ondan daha da öte statükonun, bürokratik yapının eleştirisine yükseltirsek hatta onun da ötesinde siyasal yapının, bütünüyle rejimin eleştirisi bağlamına yükseltirsek giderek daha somutlaşan, yakın tarihin, romanın kahramanlarının ve reel görünümlerinin eleştirisine yönelen bir mahiyet kazanır.”
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e modernleşme ayarları
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun: “Buradaki roman kahramanlarının bütününün Türk modernleşmesi tarihinde bir karşılığı vardır. Bir tarafta kocaman ve görkemli bir geçmiş diğer tarafta ise bir kutuya sıkışmış ve takip etmek zorunda oldukları dünya vardır. Roman, bizim modernleşme tarihimizin edebi bir anlatımı olarak karşımıza çıkar. Modernleşme tarihinde yenileşme, yenilenme, kurumsallaşma ve düze çıkma arayışı vardır. Nitekim Enstitü’nün bütün kurgusunda bunu görebiliyoruz. Bunu yaparken ya kanun-ı kadim diyeceksiniz ya da Batı tarzı yani Batılılaşma diye izah edebileceğimiz modeli benimseyeceksiniz. Tıpkı sürekli ayara muhtaç bir saat haline dönüşeceksiniz. Buradaki ayar kelimesi, saatlerin ayarı meselesi, doğrudan doğruya modernleşme ile örtüşmüş oluyor.”
Saatleri Ayarlama Enstitüsünde psikanaliz
Prof. Dr. Mine Özmen: “Kitap her şeyi hicvettiği gibi yanlış anlaşılan psikanalizi ve yanlış uygulama yapan bir psikanalisti hicvediyor. Romanda psikanalize yer vermesi Tanpınar’ın ne kadar entelektüel olduğunu, zamanının bütün akımlarından haberdar olduğunu gösteriyor. Psikanaliz o dönemlerde Türkiye’ye daha yeni gelmiş ama Tanpınar bunu biliyor ve bu bağlamda bir karakter üretiyor. Psikanaliz özünde dinlemenin çok etkin olduğu bir etkileşimdir, hastanın yaşadıkları, anlattıkları bize yön verir ama romanda böyle bir etkileşim görmüyoruz. Dr. Ramiz, Hayri İrdal’ı katiyen duymuyor. Burada her şey birbirine karışıyor, kimin baba kompleksi var belli değil, muazzam bir sınırsızlık var. Seanslarda temel olan çerçeve yok bir kere. Psikanalize ait her şey aslında gerçek dışı. Bu yönüyle bakıldığında günümüzde de psikiyatri ve psikoloji alanında merdiven altı çalışma yapan birçok kişinin hicviyesi olarak da düşünebiliriz.”
Bir Kurumsal Girişimcilik Örneği Olarak Saatleri Ayarlama Enstitüsü
İstanbul Şehir Üniversitesi Girişimcilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erkan Erdemir: “En temelden bakacak olursak uyanık bir girişimcinin pazarda bulduğu boşlukla oluşturduğu bir kurum aslında Enstitü. Roman bir girişimcilik örneği oluşturması açısından oldukça zengin. Bir işletmenin kuruluş aşamaları en küçük ayrıntılarına kadar romanda yer alıyor. Türkiye’de İşletme bölümü 1954 yılında kuruluyor yani romanla yaşıt, ama Tanpınar’ın işletme hakkındaki ayrıntılı bilgileri haiz olması gerçekten çok şaşırtıcı. Bu kadar derin işletmecilik bilgisinin kendi hayat hikâyesinde görmediğimiz hangi kaynaklardan ortaya çıktığını incelememiz gerek diye düşünüyorum.”
Saatleri Ayarlama Enstitüsü: Zaman Mekân ve İnsan
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Köksal Alver: “Tanpınar kendi yarattığı karakterlerle fazlaca konuşulmuş bir isimdir. Tanpınar’da gözlemlediğim arada kalmak, eşikte kalmak, gelip gelip kapıdan içeri girememek gibi bir durum var. Onda ürkek ve sinmiş bir hâl var. Öykülerinde ve romanlarında da bu durumlara rastlıyoruz. Enstitü’de de hâl böyle. Bu onun bir çeşit stratejisi olabilir. Tanpınar’ın karakterlerinin ve romancılığının başarısı, toplumun güncel hayatını çok iyi gözlemlemiş olması ve bunu edebi bir kriter ve tatta da vermiş olmasıdır. Bu nedenle eserlerinde güçlü bir sosyoloji güçlü bir psikoloji görürüz. Tanzimat’tan bu yana ülkenin geçirdiği katmanlı dönüşümü en güzel donelerle ifade eden romancılardan birisidir Tanpınar. Romanın ismine baktığımızda anlattığı kurumdan mütevellit çok basit bir isim gibi gelebilir ama aslında öyle değil, çünkü 3 kavram ve kelimeden müteşekkil: saat, enstitü ve ayar! Kim neyi ayarlayacak? Ayarlanacak olan şey nedir? Bir şey bozuksa düzenlenir, ayarlanır. Saat kavramı başlı başına bir düzeni, dakik olmayı hatta modern çalışma ekonomisi kavramlarına işaret eder.”
Programın tamamını Youtube hesabımızdan dinleyebilirsiniz.



