Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından düzenlenen Ayasofya Söyleşileri’ne katılan psikiyatrist ve yazar Prof. Dr. Kemal Sayar, “İnsan ve Maneviyat” başlıklı programda maneviyat, insanın anlam arayışı ve ruhsal dayanıklılık üzerine değerlendirmelerde bulundu.
“Ayasofya Bir Medeniyet Hafızasıdır”
Ayasofya Yerleşkesi, Ayasofya Medresesi’nde düzenlenen programın moderatörlüğünü üstlenen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek, Ayasofya Söyleşileri’nin yalnızca bilgi paylaşımını değil, tecrübe ve misyon aktarımını hedeflediğini vurguladı.
Prof. Dr. Şimşek, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ayasofya Söyleşilerini başlatırken hedefimiz sadece bilgi paylaşmak değildi. Amacımız tecrübe ve misyon aktarımıydı. Çünkü Ayasofya bir medeniyet hafızasıdır. Bulunduğumuz mekân, hala medeniyetimizin kalp atışlarını duyabildiğimiz bir mekândır.”
“İnsan Sadece Maddi Bir Varlık Değildir”
Konuşmasında insanın çok katmanlı bir varlık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kemal Sayar, insanın yalnızca maddi âlemde var olan bir organizma olmadığını belirtti. Sayar, maneviyatın insanın Allah ile olan ilişkisini derinleştirdiğini ifade etti. Geleneğimizde “can” ve “ten” ayrımının önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Sayar, “İnsanın özü, cevheri candır. Manevi olan, bedenle sınırlı olmayan kısımdır” dedi.
“İnsan İnsana Şifadır”
Hayatın içindeki mucizeleri fark edebilmenin önemine değinen Sayar, irfani gelenekte “insan insanın yurdudur” anlayışının yer aldığını söyledi. Bu bakış açısının yardımlaşmayı ve insanı incitmemeyi esas aldığını belirten Sayar, sevgi merkezli bir medeniyet tasavvurunun altını çizdi. Bu anlayışa sahip uygarlıkların, fethettikleri beldelerdeki insanlara da aynı hürmetle yaklaştığını ifade etti.
Sayar, her insanda “hazreti insanı” görebilme potansiyelinin bulunduğunu belirterek, bu bakış açısının insanı ve bütün varlığı saygıyla kuşatan bir anlayışı beraberinde getirdiğini vurgulayarak başkasının yabancı gördüğü yerde dost görebilmenin, medeniyetin en önemli göstergelerinden biri olduğunu dile getirdi.
“İnsanın Hüsranı Yorumlayış Biçimindedir”
Konuşmasının devamında ruhsal büyüme konusuna da değinen Prof. Dr. Sayar, insanların travmalarından büyüyerek çıkabileceğini ifade etti. Sıkıntıların insanı olgunlaştıran birer basamak olabileceğini belirten Sayar; “İnsanın hüsranı başına gelenlerden değildir, başına gelenleri yorumlayış biçimindendir. Hayatta her zaman tepkilerimizi seçme özgürlüğümüz vardır.” şeklinde ifadelerde bulundu.
“Yaralandığımız Yer Aynı Zamanda Aydınlandığımız Yerdir”
İnsanın yaralandığı yerin aynı zamanda aydınlandığı yer olduğuna dikkat çeken Sayar, mutlak kusursuzluk arayışının gerçekçi olmadığını vurgulayarak insanlığın kolektif bir irfani bilgisinin bulunduğunu ifade eden Sayar, çok sıradan bir olayın bile hayatı anlamlandırmak için yeterli olabileceğini dile getirdi.
“Sonuçları Değil, Sebepleri Kontrol Edebiliriz”
Sayar, hayatta her zaman sonuçların kontrol edilemeyeceğini belirterek bireyin sebeplere yönelmesinin sorumluluk duygusunu ve iç huzuru artırdığını söyledi. Fiziksel ve ruhsal sağlık için iyi alışkanlıkların ertelenmemesi gerektiğini ifade eden Sayar, “Yarın başlayacağım demek yerine ‘Bugün ne yapabilirim?’ sorusunu sormalıyız” dedi.
“Kendinize Şefkatli Olmayı Öğrenin”
Katılımcılara hayata dair tavsiyelerde bulunan Sayar, bireyin kendisine şefkatli davranmasının ve kendini bağışlamayı öğrenmesinin önemine dikkat çekti. Hayatın sınırlı olduğunu hatırlatan Sayar, bu sınırlı zaman içinde kalp kırmamaya gayret edilmesi gerektiğini ifade etti.
Modern dünyada birçok insanın tükenmişlik yaşadığına dikkat çeken Sayar, ruhun dikkatle iyileştiğini vurguladı. Dikkatin görülmeyeni görmeyi, duyulmayanı duymayı mümkün kıldığını belirten Sayar, maneviyatın ruhu güzelleştiren bir farkındalık hali olduğunu ifade etti.
Günlük Hayatta Manevi Pratikler
Konuşmasının sonunda günlük hayatta uygulanabilecek manevi pratiklere değinen Prof. Dr. Kemal Sayar, tefekkür günlüğü tutulabileceğini, sofra etrafında bir araya gelinebileceğini, kâinatın temaşa edilebileceğini ve hızdan uzak, ayrıntılara dikkat ederek yaşanabileceğini belirtti.
Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği program, soru cevap ve hediye takdiminin ardından sona erdi.



