''Medyanın Ortadoğu Gündemi Sahte''

23 Şubat 2017

Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında meydana gelen sorunlara akademik düzlemde katkı sunmayı amaçlayan Üniversitemiz, Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği işbirliğiyle hazırladığı “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Konuşmaları” başlıklı panel serisine başladı.

Tarih Araştırmaları Kulübü’nün özenli çalışmalarıyla hazırlanan panel programında ilk başlık “Ortadoğu’da Yeni Dengeler Arap Baharı ve Türkiye”ydi. Büşra Bulut moderatörlüğündeki panelde, Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ve Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vehbi Baysan konuşmacı olarak yer aldı.

Ortadoğu’da Türkiye Algısı

“Ortadoğu’yu gerçek manada gündemimize almalıyız.” diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, bu konuda medyanın tavrını eleştirdi. Birçoğu uzman olmayan ama kendini Ortadoğu uzmanı addeden insanların medyada sürekli konuşmasını “sahte gündem” olarak tanımlayan Kurşun, gerçek gündemin ancak akademik düzlemde tartışılarak oluşturulabileceğini aktardı.

Ortadoğu coğrafyasıyla en yakın ilişkilerin kurulduğu dönemin Osmanlı dönemi olduğunu söyleyen Kurşun, Osmanlı’nın hâlâ bir imaj olarak bölgede var olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasındaki Türkiye algısını, olumlu ve olumsuz örnekler üzerinden detaylandıran, Türkiye’nin bölgedeki varlığını değerlendiren Kurşun; Osmanlı’nın hilafet makamı olarak görülmesi sebebiyle 1920’lere kadar devam eden olumlu bakışın, 1920’lerde başlayan manda yönetiminin bölgenin genetik kültürünü dönüştürmeye başlamasıyla değiştiğini belirtti. Bu yıllarda Türkiye’nin bölgedeki imajının sarsıldığını söyleyen Kurşun, Arap milliyetçiliği, Bağdat Paktı gibi faktörlerin Türkiye’ye karşı olumsuz bakışı arttırdığını ifade etti. Bu bakışın, Türkiye’nin Arap-İsrail ilişkilerinde daima Arapların yanında yer alması nedeniyle özellikle 1967 sonrası lehine değiştiğini aktaran Kurşun; zikzaklarla devam eden sürecin “one munite” ile birlikte yeniden rayına girdiğini belirtti.

Türk dizilerinin Ortadoğu’da yaygınlaşmasına da değinen Kurşun, “Gönül isterdi ki Arapça kitapların Türkçeye çevrilmesi gibi Türkçeden de Arapçaya kitaplar çevrilsin. Yoksa dizi ihraç etmenin anlamı yok. Evet, diziler reklamımızı yapıyor, turizme katkı sunuyor ama gerçek bir imaj sağlamıyor hatta belki de olumsuz bir imaj veriyor.” diye konuştu.

Ortadoğu ile İlişkilerde Akademik Çalışmaların Önemi

2002 yılıyla başlayan siyasi istikrar, ekonomik gelişmeler ve Filistin sorunundaki tutum gibi faktörlerin Türkiye’nin imajının yükselmesine katkı sunduğunu belirten Kurşun, bu olumlu bakışın yönelimleri sürekli değişen bir coğrafyada aynı kalmayacağının altını çizdi. İmajı diri tutmak için önerilerini sıralayan Kurşun, “Türkiye siyasetini besleyen daha çok Ortadoğu uzmanı, burayla ilgili daha çok tez ve her hâlükârda Ortadoğu’yla iş yapabilecek daha çok iş adamı gerekiyor.” dedi. Bu altyapı kurulduğunda dışarıdan gelen bir etkiyle ilişki bozulsa bile sürekliliğinin sağlanacağını belirten Kurşun, İtalya ve ABD örneğini verdi. İtalya ve ABD’nin Libya ve Irak’ta yaşattıkları zulümlere karşı hâlâ oralarda olmalarının doğru zeminde inşa edilen ve vazgeçilemeyen ilişkilere bağlı olduğunu aktardı. Türkiye’nin olaylara duygusal açıdan baktığını söyleyen Kurşun, duygusal beslemenin yanında akademik çalışmaların önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Arap Baharı Ezberleri Bozdu

Tunus’ta yaşanan olayları hatırlatarak konuşmasına başlayan Yrd. Doç. Dr. Vehbi Baysan, olayların inanılmaz bir hızla gelişmesi ve Ortadoğu’da alışılmışın dışında olan liderin kendiliğinden gitmesinin coğrafyayla ilgilenen birçok insanı şaşırttığını dile getirdi. Baysan,  Tunus’ta başlayan -daha sonra Arap Baharı olarak adlandırılan- süreçte Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn’in ayaklanmasıyla Ortadoğu’da akla gelmeyecek birçok şeyin yaşandığını vurguladı. Kadınların ön saflarda rejime karşı duruşları, itiraz etmenin yaygın olmadığı Libya’da halkın sokaklara taşınması bu “akla gelmeyecek” durumlar arasında gösterildi.

Arap Baharı’nın 4 aşamada gerçekleştiğini ifade eden Baysan, “İlk aşamada insanlar sokağa çıkıyor, taleplerini dile getiriyor, ikinci aşamada rejim halkı önce önemsemiyor ama sonra durumun ciddiyetini kavrayınca öldürmeye başlıyor, üçüncü aşamada ölümlerle sonuç alamayacağını görünce masaya oturmayı teklif ediyor ama artık oturacak bir masa kalmamış, son aşamada ise lider gidiyor. Suriye’de ise dış güçlerin müdahil olmasıyla iş kan gölüne dönüyor.”

Akademisyenler, Tarih Bölümü öğrencileri ve farklı üniversitelerden öğrencilerin ilgiyle takip ettiği panel, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. 

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da [email protected] adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.