Evliya Çelebi Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Evliya Çelebi Konuşmaları” serisinin dördüncü panelinde, yazar ve editör Samet Altıntaş konuk edildi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Göleç moderatörlüğündeki söyleşide, Seyahatname’deki Bursa aktarımları ile Evliya Çelebi’nin şehir gözlemleri incelenirken; kentin tarihsel ve mekânsal dönüşüm süreçleri üzerinde de duruldu.
Kendisini bir Evliya Çelebi ve Bursa sever olarak niteleyen Prof. Dr. Mustafa Göleç, seyahatnamelerin genellikle birbirini tekrar eden mükerrer metinler olduğuna dikkat çekerek Evliya Çelebi’nin bu noktada ne denli büyük bir fark yarattığını vurguladı. Göleç, konuk Samet Altıntaş’ın çalışmalarının şehir tarihi ile edebiyat tarihinin kesiştiği alanda yeni ve özgün yöntemler barındırdığını ifade etti. Söyleşide, Seyahatname’yi okumanın en verimli yolunun, eseri hem edebi ve tarihsel bir anlatı hem de disiplinlerarası bir ilham kaynağı olarak ele almaktan geçtiği belirtildi.
“Hoş Geldin Yâ Bursa Seyyahı!”
Yazar Samet Altıntaş, Evliya Çelebi’nin ilk seyahatini keşfetme ve çalışma sürecini katılımcılarla paylaştı. Altıntaş; bu konunun, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Yaşadığım Gibi” kitabındaki bir makaleden doğduğunu belirterek bu makale başlığının, kendi ilk eseri olan “Bursa’nın Daveti: Bir Osmanlı Başkenti Güncesi” kitabına da adını verdiğini ifade etti. Ardından seyahatin satır aralarını aktardı:
“Nasıl cihan seyyahı olurum?” diye düşünen Evliya Çelebi, ailesinin haberi olmadan 27 Nisan’da Mudanya kayığına atlayarak İstanbul’dan yola çıkmış, yolda Heybeliada’da mola verilerek geçen beş saatlik bir deniz yolculuğunun ardından Mudanya’ya ulaşmıştır. Seyahatname’de geçen, “Doğum yerimiz olan Konstantiniyye’den çıkıp, ilk seyahatimize başlayarak ilk Cuma namazını Mudanya’da kıldık” ifadesiyle başlayan bu serüven, 30 günlük bir Bursa keşfiyle devam etmiştir. Evliya’nın ömrü boyunca Bursa’ya 5 kez gittiğini belirten Altıntaş, ilk seyahatinin dönüşünde babasının onu evde “Hoş geldin yâ Bursa seyyahı!” nidasıyla karşıladığını ve babasının bu seyahati rüyasında Emir Sultan’dan öğrendiğine dair anlatıyı paylaştı. Söyleşide ayrıca, ilk seyahatinin Bursa’ya olması hasebiyle bu seyahatin Evliya Çelebi’nin zihninde nasıl bir mihenk taşı olduğu ve daha sonra gezdiği birçok şehri Bursa ile kıyasladığı belirtildi.
“Bursa Sudan İbarettir”
Söyleşide, seyyahın Seyahatname’ye renk katan özgün betimlemelerinden Bursa özelindeki örneklere de yer verildi. Şehirdeki su zenginliğini özetleyen meşhur “Velhasıl Bursa sudan ibarettir” tespiti ile Uludağ’daki Bakacak noktasını “Mahalli, fil hortumu gibi şehre eğimli bir yalçın kayadır” sözleriyle tasvir ettiği üslubu üzerinde duruldu. Ayrıca seyyahın Bursa’dan dönüş yollarını “Urfa mancınığı gibi sallana sallana geri geldik” şeklinde tasvir eden özgün betimlemesine de dikkat çekildi. Bunun yanı sıra, Evliya Çelebi’nin Bursa’nın yemek kültürüne dair gözlemleri paylaşılarak kentin gündelik yaşam pratiklerine dair veriler aktarıldı.
Evliya’nın Bursa’sından Günümüzün Kırılma Noktalarına
Panelin son bölümünde, Evliya Çelebi’nin tasvir ettiği ihtişamlı Bursa’dan günümüzün kentsel durumuna uzanan bir köprü kuruldu. Şehrin geçirdiği tarihi ve mimari dönüşüm; 1855 depremi, 1958 Kapalıçarşı yangını, 1961 göç dalgası ve 2012 yılı sonrasındaki dikey mimari yapılaşma olmak üzere dört büyük kırılma noktası üzerinden tahlil edildi.
Etkinlik, dinleyiciler ile soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.



