İslam bilim tarihi alanındaki öncü çalışmalarıyla dünya çapında iz bırakan Prof. Dr. Fuat Sezgin, vefatının 8. yılında Gülhane Parkı'ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) tarafından gerçekleştirilen programa Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi akademisyenleri ve yöneticileri de katıldı.
Anma programı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Kurt'un Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahman Özdemir'in yaptığı dua ile Prof. Dr. Fuat Sezgin rahmet ve minnetle yâd edildi.
Törene İstanbul Valisi Davut Gül, İBTAV Yönetim Kurulu Başkanı Mecit Çetinkaya, İBTAV Kurucu Başkanı Ethem Sancak, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez ile akademi, kültür ve kamu dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
"Fuat Sezgin, Zihinsel Bağımsızlığın Sembol İsimlerinden Biri"
Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, sömürgeciliğin yalnızca toprakların işgaliyle sınırlı olmadığını, asıl büyük tahribatın toplumların zihinlerinde ve özgüvenlerinde meydana geldiğini ifade etti. Türkiye'nin bu anlayışla önemli bir mücadele yürüttüğünü belirten Gül, Prof. Dr. Fuat Sezgin'in ilmi kişiliği ve ortaya koyduğu eserlerle bu mücadelenin en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
İBTAV Yönetim Kurulu Başkanı Mecit Çetinkaya ise Prof. Dr. Fuat Sezgin'in ilmi mirasını gelecek nesillere aktarmanın en önemli sorumlulukları olduğunu belirterek, her yıl onu anmaya ve eserlerini tanıtmaya devam edeceklerini ifade etti.
"Fuat Sezginler Yetiştirecek Bir İlim İklimi İnşa Etmeliyiz"
İBTAV Kurucu Başkanı Ethem Sancak, Prof. Dr. Fuat Sezgin'in Türkiye'ye dönüş sürecini ve ülkesine duyduğu özlemi anlatarak, onun Gülhane Parkı'na defnedilmesinin sembolik anlamına dikkat çekti.
"Onun İlmi Mirasını Yaşatmayı Sorumluluk Olarak Görüyoruz"
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Prof. Dr. Fuat Sezgin'in bilim tarihinin eksik halkalarını ortaya çıkaran müstesna bir ilim insanı olduğunu belirterek, üniversite olarak onun mirasını yaşatmayı önemli bir sorumluluk kabul ettiklerini söyledi.
Gökçe, Prof. Dr. Fuat Sezgin'in yalnızca bilim tarihi alanına değil, ilim anlayışına da örnek teşkil eden bir şahsiyet olduğunu vurgulayarak, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin bu kıymetli mirası gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu ise Prof. Dr. Fuat Sezgin'in en önemli özelliklerinden birinin güçlü hayal gücü ve bunu gerçekleştirecek çalışma disiplini olduğunu belirtti. Fazlıoğlu, Türkiye'nin bundan sonraki hedefinin Fuat Sezgin gibi bilim insanlarını yetiştirecek güçlü akademik mekanizmalar kurmak olması gerektiğini ifade etti.
"Medeniyetimizin Hafızasını İnşa Eden Bir Âlim"
Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez de konuşmasında Prof. Dr. Fuat Sezgin'in yalnızca bilim tarihi alanında değil, hadis ilmi başta olmak üzere İslam düşüncesinin pek çok sahasında kalıcı eserler bıraktığını ifade etti.
Sezgin'in ömrünü kütüphanelerde geçirerek medeniyet hafızasını yeniden inşa etmeye adadığını belirten Görmez, geride bıraktığı külliyatın gelecek nesiller için büyük bir ilim hazinesi niteliği taşıdığını söyledi.
Anma programına İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Mücahit Yentür, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz ile akademi, kamu ve kültür dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Prof. Dr. Fuat Sezgin'in ilim anlayışı, çalışma disiplini ve medeniyet perspektifi, düzenlenen anma programında bir kez daha vurgulanırken, onun bıraktığı ilmi mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğu mesajı öne çıktı.



