Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yılı kapsamında düzenlediği "İrade Bizim, Zafer Bizim" temalı panelde, 15 Temmuz'u hafıza, medya, siyaset, ekonomi, diplomasi ve millî savunma stratejisi perspektiflerinden değerlendirdi. Rektör Prof. Dr. Nevzat Şimşek, 15 Temmuz'un yalnızca bir darbe girişimi değil, Türkiye'nin bağımsız geleceğini hedef alan çok boyutlu bir saldırı olduğunu belirterek, üniversitelerin millî hafızayı bilimsel üretimle geleceğe taşıma sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yılı dolayısıyla Ayasofya Medresesi'nde düzenlenen "İrade Bizim, Zafer Bizim" temalı panel programı, akademisyenleri, araştırmacıları ve davetlileri bir araya getirdi.
İki oturum halinde gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek, 15 Temmuz'un yalnızca geçmişi anmak için değil, milletin geleceğini şekillendirecek değerleri yeniden değerlendirmek adına önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Şimşek: "15 Temmuz, Türkiye'nin bağımsız geleceğini hedef alan çok boyutlu bir saldırıydı"
Rektör Prof. Dr. Nevzat Şimşek, aradan geçen on yılın 15 Temmuz'un anlamını daha da belirgin hâle getirdiğini belirterek, o gece hedef alınanın yalnızca devlet kurumları olmadığını, Türkiye'nin bağımsız geleceği, milletin kendi kaderine yön verme iradesi ve devletin karar alma kabiliyetinin de saldırıya uğradığını ifade etti. İstanbul'un Fethi'nden Çanakkale'ye, Millî Mücadele'den 15 Temmuz'a uzanan tarihî sürekliliğin, milletin istiklal iradesinin en güçlü göstergesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şimşek, Türkiye'ye yönelik tehditlerin yöntem değiştirse de milletin bağımsız yaşama iradesinin değişmediğini söyledi.
Dünyada güç dengelerinin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şimşek, günümüzde ülkelerin rekabet gücünü bilim üretme kapasitesi, nitelikli insan kaynağı, güçlü kurumlar ve stratejik öngörünün belirlediğini ifade etti. Türkiye'nin Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Millî Teknoloji Hamlesi, savunma sanayii, yükseköğretim ve diplomasi alanlarında attığı adımlarla tam bağımsızlık hedefini güçlendirdiğini belirten Prof. Dr. Şimşek, bu süreçte üniversitelere önemli sorumluluklar düştüğünü dile getirdi.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin, Fatih Sultan Mehmet Han'ın 1471 yılında kurduğu vakıflarla başlayan 555 yıllık bilim ve eğitim mirasının günümüzdeki temsilcisi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Şimşek, bu köklü mirasın yalnızca geçmişi koruma değil, geleceği inşa etme sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini söyledi. Üniversite olarak öğrencileri tarihini bilen, medeniyet değerlerini özümseyen, bilim üreten ve ülkesine karşı sorumluluk hisseden bireyler olarak yetiştirmeyi temel görev kabul ettiklerini belirten Şimşek, 15 Temmuz'un doğru anlaşılmasının ortak hafızanın canlı tutulması açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.
15 Temmuz'un hafıza, medya ve siyaset boyutu değerlendirildi
FSM Vakıf Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe’nin oturum başkanlığını üstlendiği ilk oturumda 15 Temmuz'un toplumsal hafıza, medya ve siyaset eksenindeki etkileri ele alındı.
Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, milletlerin varlığını sürdürebilmesinin en temel şartlarından birinin ortak hafızalarını koruyabilmeleri olduğunu belirterek, 15 Temmuz'da ortaya konulan direniş ruhunun Çanakkale ruhuyla aynı tarihî çizgide değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kurşun, toplumların hafızalarını kaybetmelerinin onları savunmasız bırakacağını, bu nedenle 15 Temmuz'un gelecek nesillere doğru aktarılmasının hayati önem taşıdığını söyledi.
Doç. Dr. Turgay Yerlikaya ise Türkiye'nin 2000'li yıllarla birlikte değişen dış politika vizyonunun ve stratejik otonomi arayışının çeşitli girişimlerle hedef alındığını belirtti. FETÖ'nün yalnızca darbe girişimiyle değil, uluslararası medya üzerinden yürütülen algı operasyonlarıyla da Türkiye karşıtı söylemlerin merkezinde yer aldığını ifade eden Yerlikaya, 15 Temmuz'un siyasi irade ve milletin kararlı duruşuyla kısa sürede bertaraf edildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Hüseyin Alptekin de 15 Temmuz'u diğer darbe girişimlerinden ayıran en önemli unsurun, milletin tanklara ve savaş uçaklarına karşı çıplak elleriyle gösterdiği direniş olduğunu vurguladı. Darbelerin benzer toplumsal dinamikler taşıdığına işaret eden Alptekin, 27 Mayıs'tan itibaren oluşan darbe geleneğinin doğru okunmasının, benzer girişimlerin tekrarını önlemek açısından önem taşıdığını dile getirdi.
İkinci oturumda ekonomi, diplomasi ve millî savunma stratejisi ele alındı
Panelin ikinci oturumunun başkanlığını ise FSM Vakıf Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Gülruh Gürbüz üstlendi. İkinci oturumda 15 Temmuz'un ekonomi, dış politika ve güvenlik politikaları üzerindeki etkileri değerlendirildi.
Doç. Dr. Bilal Bağış, 15 Temmuz'un geçmişte yaşanan krizlerden farklı olarak, büyüyen ve uluslararası alanda daha etkin bir konuma yükselen Türkiye'yi ve ekonomisini doğrudan hedef alan bir girişim olduğunu ifade etti.
Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, darbe girişiminin ardından Türk dış politikasında yaşanan yönelim değişikliklerini değerlendirerek, 15 Temmuz sonrasında Türkiye'nin Avrasya eksenindeki ilişkilerini güçlendirdiğini, uluslararası aktörlerin darbe girişimine yönelik söylemlerinin de sürecin seyrine göre değiştiğini anlattı.
Dr. Öğr. Üyesi Ebubekir Koç ise millî savunma stratejisinde kurumsal değerlerin ve sağlam ilkelerin önemine dikkat çekerek, FETÖ'nün bu yapıyı içeriden zayıflatmaya yönelik bir tehdit oluşturduğunu, savunma anlayışının güçlü bir değer sistemi üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
Panel programı, öğleden sonra 26. Dönem TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın "15 Temmuz: Millî Birlik ve İnançla Kazanılan Zafer" başlıklı konferansı ile devam ederken, gün sonunda "En Uzun Gece ve Ertesi Gün" sergisinin açılışı gerçekleştirildi.



