Prof. Dr. M. Fatih Andı: “15 Temmuz mankurtlaşmış bir zihniyetin ürünü”

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Etkinlikleri kapsamında çevrimiçi düzenlenen “Ölmeden Dirilmeye: Türkiye’de Darbeler ve Sonrası” başlıklı panelde 15 Temmuz darbe girişiminin meydana geliş süreci, psikolojik ve toplumsal etkileri ile edebiyata yansımaları ele alındı.

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektörümüz Prof. Dr. M. Fatih Andı, hafızalara yer edecek bir dönüm noktası olarak tanımladığı 15 Temmuz darbe girişiminin tekrarlanmaması adına hiçbir zaman unutulmaması ve bir karşı koyma bilincine dönüşmesi gerektiğinin altını çizdi.

15 Temmuz’un ihaneti gerçekleştirenler ve millet cephesi olmak üzere iki ayrı veçhesi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Andı, “İhanet şebekesi cephesinden baktığımızda 15 Temmuz yakın zaman toplumsal tarihimizin sinsilik patlamasıdır. Bir ihanet taşeronluğudur. İhaneti yapanlar kendi adlarına değil efendileri adlarına yaptılar. Cengiz Aytmatov’dan ödünç aldığımız ‘mankurtlaşma’ kavramı burada devreye giriyor. Mankurtlaşma kendine yabancılaşma, düşmanlaşma demektir. 15 Temmuz da böyle bir zihniyetin ürünü.” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz’u bir uyanış vesilesi olarak algılamak için mankurtlaşma üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Andı, “Bu insanlar tüm iradesini kıta aşırı bir zata teslim etti. Bu iradesizliktir. Hepsi birden o adama bağlandı ama o da kendisi gibi konuşmaktan aciz. Hep bir ödünç sesle konuşuyor. Çünkü başka bir yapının kuklası. Kuklanın da kendisine özgü sesi olmaz.” dedi.

FETÖ’nün temel vasfının Müslüman toplumlarda fitneci bir yapı oluşturmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Andı, Müslüman toplumların Batı emperyalizmine maruz kalma süreçlerinde FETÖ benzeri başka yapılarla da karşılaştıklarını belirterek şöyle devam etti:

“ABD’nin derin siyasetini, Siyonist arka planı ve kapitalist yapıyı hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. FETÖ bunun bir piyonuydu. Bu bağlamda tek de değildi. Müslüman toplumların Batı emperyalizmine maruz kalma süreçlerine baktığımızda FETÖ benzeri yapılar o kadar çoğalmıştır ki, bu yapılarla Müslüman toplumları yıkmak istediler. Bu tür ihanet yapıları Müslümanların kavram dünyasını da zedeledi.  Bu nedenle tüm veçheleriyle düşündüğümüzde 15 Temmuz kalkışmasını unutmak ve farkında olmamak da bir ihanettir.”

“1826’dan beri en büyük darbe”

“1960’tan 15 Temmuz’a Darbeler” başlığında konuşan Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hasip Saygılı darbelerle ilgili çizdiği tarihsel perspektifte Demokrat Parti’nin ilk yıllarından itibaren ordu içerisinde darbe konuşmalarının yapıldığına dikkati çekerek, özellikle demokrasiyle statü kazanamayacak insanların statü taleplerinin darbe ortamını hazırladığını, 12 Mart teşebbüsüne de 27 Mayıs darbesi subaylarının elde ettiği bu statünün etkisi olduğunu ifade etti.

1980 darbesi ile birlikte idareyi ele alan ordunun Turgut Özal döneminde etkisini kaybetse de perde gerisinde nüfuzunu devam ettirdiğini söyleyen Doç. Dr. Saygılı, bu durumun ordunun bir muhalefet partisi gibi görünmesine neden olduğunu kaydederek, “Bu süreç ordunun itibar kaybetmesinin hızlandığı süreç olarak resmedilebilir. Ordu sadece çağdaş yaşam sürenlerin temsilciymiş gibi davranmaya ve siyasete müdahale etmeye başladı. 28 Şubat sürecindeki katı uygulamalar insanların birbirinden uzaklaşmasına neden oldu.” dedi.

Türkiye’nin 15 Temmuz’da, 1826’dan beri en büyük darbeyi yaşadığını söyleyen Doç. Dr. Saygılı, “Asker günlük siyasetin dışında olmalıdır. Ordu bir locanın, bir tarikatın, bir partinin, bir görüşün ordusu değil, milletin tüm renkleriyle milletin tamamının ordusu olmalıdır.” diye konuştu.

“Sanat unutmamanın yegâne yoludur”

Darbelerin edebiyata yansımaları üzerine konuşan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Dursun Ali Tökel, edebiyatın hayata aynı tutma misyonuyla zaferleri ve ihanetleri unutturmama adına en büyük araç olduğunu vurgulayarak, “Edebiyatın ve sanatın işlemediği bir yenilgi, millettin uyanışını sağlayamaz. Eğer edebiyatın şahitliği yoksa büyük zaferler, büyük acılar yok olup gidiyor. Bizler meydanda, sahada olup olamamayı tartışıyoruz. Adları sayfalarca tutun ama hikâyeleri yazıya geçirilmemiş onlarca destanımız var. İstanbul’un fethinde pek çok şairimiz olmasına rağmen fethi anlatan şiirimiz yok gibidir. Yazı açısından zaaf içindeyiz. Halk destanı yapıyor ama sanatkâr büyük anlatıyı yazamıyor. Asıl bunu tartışmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

15 Temmuz ihanet hareketi içinde millet iradesiyle îmânın birleştiğini ve büyük bir faciayı önlediğini söyleyen Doç. Dr. Tökel, ardından yazılan şiirler ve romanlara işaret ederek, “Bu eserlerin niteliği üzerinde çalışmalıyız. Edebiyat yoksa bir süre sonra her şey unutulacaktır. Sanat unutmamanın yegâne yoludur.” dedi.

“15 Temmuz sonrası kaygı arttı, dini cemaatlere güven azaldı”

15 Temmuz’un neden olduğu travmalar üzerinde duran Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sefa Saygılı, toplumda en çok kaygının arttığını ve dini cemaatlere güvenin zedelendiğini belirterek, “Bu darbe teşebbüsü aslında tüm ümmete yapılmıştır. Hem her yerde vardılar hem yoktular. Hepsi maskeliydi. Kendilerine olan aşırı güven nedeniyle başarılı olacaklarını inanıyorlardı. Ama bunun böyle olmadığını, Türk milletinin demokrasiye, hakikate âşık olduğunu gördüler. Bu olaylardan sonra toplumda kaygı arttı. Dini cemaatlere güven azaldı. Bunları gidermenin en iyi yolu edebiyattır.” ifadelerini kullandı.

“Şimdi ülkemize ve değerlerimize sahip olma zamanı”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından paradigma değişikliği olduğu üzerinde duran Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Yılmaz, herkesin doğru ve ahlaklı olanın peşinden gitmeyi şiar edinmesi gerektiğini kaydederek şunları söyledi:

“İnsanlar hata yapabilirler ama hainlik yapamazlar. Artık paradigma değişti. İnanç, eylem ve söylemde sahici olup olmamak ve bunun belirlenmesi hayati önem taşıyor. STK’ların öte amaçları sorgulanmalıdır. Yaşadığımız dijital çağda bunu kolayca anlayabiliriz. Öte yandan gerçek ve değerli vakıf, dernek, cemaat ve kuruluşların hakkını teslim etmeliyiz. Daha önce ülkemizi ve değerlerimizi fazlaca yıprattık. Şimdi sahip olma zamanıdır. Ülkemizi, devletimizi, kurumlarımızı daha çok sevmeliyiz. Özellikle gençlerimize sevdirmeliyiz.”

 

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.