Güzel Sanatlar Fakültesi Prof. Dr. Suphi Saatçi Hoca’yı Ağırladı

İstanbul’un fethinin 567. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Güzel Sanatlar Fakültesince düzenlenen konferansların dördüncü gün konuğu Prof. Dr. Suphi Saatçi’ydi. 2 Haziran’da Zoom platformunda “Fetih Sonrası İstanbul’da Osmanlı Mimarisi” başlığında konuşan Saatçi, “Türkler 1071 Malazgirt’ten bu yana Balkanlar dâhil bu topraklarda camiler, mescitler, medreseler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, köprüler, çeşme ve sebiller inşa ederek bu coğrafyayı imar ve ihya etmişler, toplumsal hayatı adalet ve hak üzerine düzenlemişlerdir.” dedi.

Kur’an-ı Kerim’de İstanbul’un fethinin hicrî rakamlarla müjdelendiğini, Akşemseddin’in müjdeyi bu ayete göre verdiğini hatırlatan Saatçi, böylece Malazgirt’ten 382 yıl sonra İstanbul’un Türk devletinin başkenti olduğunu kaydetti. Türk tarihinin en büyük simalarından biri olan Sultan II. Mehmed’in İstanbul’un fethi ile devleti imparatorluk düzeyine yükselterek, dünya tarihinin seyrini etkilediğini ve İstanbul’u Haremeyn ve Kudüs’ten sonra mübarek belde haline getirdiğini söyleyen Saatçi şöyle devam etti:

“Bizans dönemi İstanbul’unda çok yoğun bir yerleşim olmadığı, büyük durgunluk ve çöküntü içinde olduğu biliniyor. Fetih öncesi imar yönünden yapı işlerinin tamamen durduğu, şehrin bakımsız kalarak ıssızlaşmaya başladığı anlaşılıyor. İstanbul’un fethi ile Osmanlı dünyası yeni bir canlılık kazanmıştır. Fetihten sonra şehir, İslâm dünyasının en önemli merkezi olmuş, Türk-İslâm nüfusunun da en cazibeli merkezi durumuna yükselmiştir. Burada devletin gücüne yakışır bir imar hareketi başlamıştır. Fatih’in İstanbul’un imarına verdiği önemi kendi vakfiyesinde yazdırdığı şu beyitten de anlamak mümkündür:

“Hüner bir şehir bünyâd etmektir / Reâyâ kalbini âbâd etmektir”.

“Fatih Külliyesi ile İstanbul siluetine İslâm kimliği kazandırılmıştır”

Müslüman halk için dini, sosyal ve ticari yapıların inşası ve iskân alanlarının açılmasına yönelik çalışmalar bağlamında fetihten dokuz yıl sonra İstanbul’daki imar hareketlerinin en büyük adımı atılarak Fatih Külliyesinin inşaatına başlandığını belirten Saatçi, “İstanbul’daki Türk-İslâm varlığının en eski abidesi olan Fatih Külliyesi, Bizans döneminde de değerli görülen şehrin yüksek bir tepesi üzerinde Bizans Havariyyûn kompleksinin bulunduğu yerde yapılmıştır. Bu tercihin bilinçli olduğu, İstanbul’a yeni bir kimlik kazandırma düşüncesinden ileri geldiği anlaşılmaktadır. İstanbul siluetine İslâm kimliği kazandırılmıştır.” diye konuştu.

Fatih Külliyesinden sonra, Osmanlı mimarlık tarihinde hiçbir zaman bu denli geometriye dayalı ve simetrik kurgulu bir külliye inşa edilmediğine dikkati çeken Saatçi şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizans ile Osmanlı mimarileri arasındaki farkları en somut biçimde gösteren belgeler olarak Fatih’in yapıları sayılabilir. Fatih’in yaptıracağı külliye için bu yeri seçmesinin amacı, egemenlik simgesi, şehrin üçüncü kurucusu ve Roma’nın yeni imparatoru olduğu mesajlarını vermektir. Türk mimarlık tarihinde o güne kadar benzeri görülmeyen büyüklükteki Fatih Külliyesi, merkezinde cami olan tam simetrik bir plan şemasına sahip olup, yapı grubunda on altı adet medrese, bir mektep, bir kütüphane, bir darüşşifa, bir tabhâne, bir imaret ve fodlahane (eskiden aşevlerinde yoksullara dağıtılan kepekli undan yapılmış bir pide türüne fodla denirdi), bir kervansaray ve hamam yer almıştır. Mimar Atik Sinan tarafından inşȃ edilmiştir. Günümüze ulaşan camiin şimdiki hali ilk yapılan değildir.”

1766 depremi sonrası cami yeniden inşa ediliyor

Külliyenin en önemli yapısının cami olduğunu belirten Saatçi, yapımına Mart 1463 tarihinde başlanarak 1471 tarihinde tamamlandığını, inşasının başlangıç ve bitiş tarihini bildiren üstün sanat değerine sahip celî sülüs kitabenin, dönemin ünlü hattatı Ali b. Sûfî’nin eseri olduğunu aktardı.

Caminin ilk olarak 1509 yılında meydana gelen depremde zarar gördüğünü, 1557 ve 1754 depremlerinde de zarar gören caminin ve diğer yapılarının onarıldığını aktaran Suphi Saatçi, 1766 yılında meydana gelen depremde kullanılmayacak hale gelen cami ve türbenin yeniden inşa edildiğini dile getirdi. Eski Fatih Camii’nin biçimi hakkında ipucu veren belgelerin başında Matrakçı Nasuh’un 1538 tarihli İstanbul minyatürünün geldiğini kaydeden Suphi Saatçi, “Bir diğeri de 16. yüzyıl ortalarına tarihlenen Flensburg’lu (Hollanda) ressam Melchior Lorichs tarafından çizilen 11 metre uzunluğundaki İstanbul Panoramasıdır. Eski Fatih Camii’nden günümüze renkli taşlarla süslü bir taç kısmı da olan ve Çorbacılar Kapısı adıyla bilinen dış avlu kapısı intikal etmiş, külliyenin darüşşifa, hamam, çarşı, kütüphane, mektep gibi yapıları ortadan kalkmıştır.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da fetihten sonra on üç kilisenin camiye çevrildiğini, bunların; Ayasofya, Eski İmaret, Zeyrek, Vefa Kilise, Arap, Fethiye, Sümbül Efendi, Küçük Ayasofya, Kariye, İmrahor, Molla Fenari İsa, Bodrum ve Kalenderhane Camileri olduğunu belirten Saatçi, fetihten sonra inşa edilen camiler arasında ise Mahmutpaşa Camii, Murat Paşa Külliyesi, Davud Paşa Külliyesi, Firuz Ağa Camii, Atik Ali Paşa Camii’ni saydı.

Prof. Dr. M. Hüsrev Subaşı’nın oturum yöneticiliğinde düzenlenen konferans soru-cevap kısmının ardından sona erdi.

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.