“Çocukların başka konulara yönelmesine imkân tanınmalı''

Dünyada yayılan koronavirüs nedeniyle her yaştan insan kaygı ve panik yaşıyor. Uzmanlar salgının neden olduğu kaygıdan en fazla etkilenen bireyler arasında çocukların olduğunu söylüyor. Alınan önlemler kapsamında evde kalmaları gereken ve eğitimlerine online olarak devam eden çocukların bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmeleri için ailelere büyük görev düşüyor. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Banu Akbaş, çocukların “virüs korkusundan” nasıl korunacağından evde kalmaları gereken sürecin nasıl yönetileceğine kadar birçok soruyu yanıtladı.

Çocuklara koronavirüs nasıl anlatılmalı?

Çocuklara yapılacak açıklamalar yaş ve gelişimsel seviyeleri gözetilerek yapılmalıdır. Açıklamayı yapacak olan yetişkin öncelikle endişe ve korkularıyla başa çıkabilen, duygularını denetleyebilen biri olmalıdır. Aksi halde çocuklar da yetişkinlerin içinde bulunduğu panik havasından etkileneceklerdir. Çocuklara sordukları ve anlayabilecekleri kadar bilgi verilmeli ve bilgiyi de korku ve paniğe yol açmayacak şekilde sakin bir ses tonuyla aktarmak gerekmektedir. Bu tür durumlarla ilgili bilgileri verirken öncelikle çocukları dinlemek, ne bildiklerini ve neyi merak ettiklerini öğrenmek iyi olacaktır. Ardından varsa yanlış bilgileri düzelterek ve meraklarına yanıt verecek kısa, açık ve net bilgiler çocuklara aktarılmalıdır. Her sorunun yanıtı yetişkin/ebeveyn tarafından bilinmeyebilir, bu durumda da bilmediğinizi ifade edip sorunun yanıtını araştırıp bulduktan sonra paylaşmak önemlidir.

Gündemi ve aslında tüm dünyadaki hayatın olağan akışını oldukça değiştiren, etkileyen bu olay çocukların da hayatlarını değiştirdi. Çocukların çevresinde bulunan kişilerin sohbet gündemlerinde de genellikle bu konu yer alıyor. Peki, çocuklar bu süreçten nasıl etkileniyor ve neler yapmalı?

Öncelikle yetişkinler olarak çocukların yanında sürekli yayın akışlarını takip edip, koronavirüs ile ilgili haberleri izlememek ve virüs hakkında konuşmalar yapmamak oldukça önemli. Çocukların gündemini değiştirecek ve belki başka konulara yönelmesine imkân tanıyacak fırsatın yaratılması gerekiyor. Ayrıca bizler bu yayın akışlarını ve sosyal medya organlarındaki içerikleri takip ederken aslında kendi merakımızı da gidermeye çalışıyoruz. Çocuklar da merak ediyor. Şu an ne oluyor, neden okullar tatil edildi, neden sokağa çıkamıyoruz, parka neden gidemiyoruz, arkadaşlarım neden bize gelemiyor ya da neden ben onlara gidemiyorum gibi sorularına yanıtlar arıyorlar. Bu yanıtları ararken de koronavirüsten gerek çevrelerinde konuşan yetişkinler, gerek televizyondan gerekse de diğer yayın organlarından gelen bilgi akışı sayesinde haberdar oluyorlar. Bu durum soruların sayısını daha da arttırıyor ve yanıt bulma girişimlerinde daha da ısrarcı hale geliyorlar. Yetişkinler, ebeveynler ya da bakım verenler olarak bizlerin dikkat etmesi gereken bir diğer önemli husus da çocukların sorularını geçiştirmeden, onların dikkatlerini dağıtarak ya da onları oyalayarak ya da önemsemeyerek uzaklaştırmak yerine yaşına uygun, kısa ve net cevaplar vermek olmalıdır.

“Ekran olmadan da zaman geçirilebildiğinin tecrübe edilmesi gerekiyor”

Bu süreçte televizyon ve bilgisayar konusunda bağımlılık yaşanmaması için nasıl önlemler almak gerekiyor?

Bağımlılık geliştirmek zamanla oluşan ve gerekli önlemlerin alınmadığı durumlarda ortaya çıkan bir süreç. Fakat bağımlılık da bu bağımlılığa çare bulmak da ev ortamında yapılacak davranışlarla şekilleniyor. Ebeveynler/yetişkinler çocukları için birer örnek olduklarını asla hatırlarından çıkarmamalılar. Siz nasıl davranırsanız büyük bir olasılıkla çocuğunuz da o şekilde davranacak ve benzer tutumlar geliştirecektir. Sürekli televizyon, bilgisayar ya da telefon ile ilgilenen yetişkinlerin bulunduğu bir ortamda çocukların da ilgileri bu yönde gelişecektir. Önemli olan ekran süresini hem yetişkinlerde (özellikle de çocuğun görüş alanı içerisindeyken) hem de çocuklarda sınırlandırmak olacaktır.

Ekranda geçirilecek zaman dilimlerinin planlanması ve mümkün olduğunca da fiziksel aktivite dengesi de gözetilecek şekilde gün içinde diğer rutinlerin aksamasına fırsat verilmemesi gerekiyor. İçeriklerin gözetimi için ise televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların ortak kullanım alanlarında olmasına özen gösterilmeli, uyku ve beslenme gibi rutinlerini engelleyecek şekilde kullanılmasının da önüne geçilmesi elzemdir. Ailece ekran olmadan geçirilecek zaman dilimleri de belirlenerek, birlikte olmanın ve ekran olmadan da zaman geçirilebildiğinin tecrübe edilmesi yararlı olacaktır.

Yetişkinlerde de salgın nedeniyle panik ve endişe hâli mevcut. Onların psikolojik durumları çocukları nasıl etkiliyor?

Endişe, panik, kaygı ve korku öğrenilen şeylerdir ve genellikle çocuklar çeşitli olaylar karşısında yetişkinlerin verdiği tepkileri izleyip, benzer tepkiler geliştirirler. Bir yetişkinin herhangi bir durum, olay ya da nesneye dair geliştirdiği tepkiyi çocuk da aynen tekrar edebilir. O nedenle yetişkinler tepkilerine dikkat etmeli ve duygularını kontrol etmelidir. Eğer yetişkin korku ve endişesini gizleyemiyor ve kontrol altına da alamıyorsa uzman desteği alması önemli olacaktır. Çocuğun merakının giderilmesi ve konudan haberdar edilmesi, sorularının yanıtlanması sürecini imkân var ise duygularını denetleyebilen, soğukkanlı olabilecek, sakin ve çocuğun gelişim düzeyine uygun konuşmayı yapabilecek başka bir yetişkin yürütmelidir.

Ailecek evde geçirilen zamanların artmasıyla çocukların ev içi sorumlulukları da artmalı mı?

Bizler evdeki sorumlulukların, çocukların yaş ve gelişim seviyesine uygun olarak paylaşılmasının önemli olduğundan sıklıkla bahsederiz. Özellikle de çocuğun kendi eşyalarının bulunduğu odasının düzeninden 5-6 yaşından itibaren sorumlu olması gerektiğine inanıyoruz. 3-4 yaş civarında ise çocuğun oyuncaklarını kendisinin toplamasına, yapabildiği ölçüde kıyafetlerini katlamasına ve giyip-çıkarmasına fırsat verilmesi önemli olacaktır. Ailedeki tüm bireyler gücü ve becerisi nispetince günlük işlere katkı sağlayabilir.  Beraber mutfakta yemek yapmak, sofrayı hazırlamak, ailecek temizlik ve düzen rutinlerini sürdürmek de tabii ki mümkün. Yetişkinler/ebeveynler tüm bu rol dağılımlarını kendilerinin de katıldığı ortak bir eylem olarak sürdürmelidir. Çocukların yaptıkları işlerin de yetişkinlerin beklentilerini karşılayacak nitelikte olamayabileceği göz önünde bulundurularak, çocukların sorumluluk duygusu, iş birliği, yardımlaşma, öz bakım becerileri gibi kazanımları elde etmesinde bir aracı olarak görülmelidir.

“Ebeveyn ile çocuk evde geçirdikleri zamanı birlikte planlamalı”

Çocuklara evde geçirdikleri zamanlar için neler önerirsiniz? Ebeveynler bu süreçte oyun, ders, etkinlik dengesini nasıl sağlamalı?

Çocuğun sıkılması ve kendi sıkılmışlığıyla baş etmesi ve o sıkıntıdan yaratıcılığı besleyecek yollara giriş yapabilecek olması oldukça önemli. “Ah, vah, tüh. Okullar da kapalı, sokağa da çıkamıyor ne yapacak şimdi bizimki evde?” endişesi taşıyıp, çocuğu etkinliğe boğmak yerine kendi sahip olduğu zamanı planlaması için ona fırsat vererek işe başlamak, “boş” zamanlarını nasıl inşa edeceği ile ilgili de kendi yaşantımızla örnek olmakta yarar var. Elbette çocukların aslında “boş” zamanı yoktur. Her an oyun içindedirler. Montessori “Oyun çocuğun en önemli işidir” der. Çocuk her an farklı bir oyundadır, oyun ancak başka bir oyun başladığında sonlanır ya da daha doğru bir ifade ile yerini başka bir oyuna bırakır.

Yetişkinlere tavsiyem öncelikle kendi yaşantılarıyla örnek olduklarının bilincinde olmaları ve çocuğun duyulabilir olmasını önemsemeleri, çocuklarına kulak vermeleri. Şimdi ne diyor, bana ne anlatmak istedi? Bu sözüyle tam olarak ifade etmek istediği şey ne? Ebeveynler/yetişkinler öncelikle çocuklarının seslerini/sözcüklerini duymalı, onlarla nitelikli bir şekilde iletişim kurmalı ve birey olmalarına izin vermeli. Sonrası zaten gelecektir. Elbette bu söylediklerim çocukları tamamen özgür bırakalım, istedikleri saatte istediklerini yapsınlar demek değildir. Ebeveynle çocuk evde geçirdikleri bu zaman dilimini birlikte planlamak için bir araya gelip, günü belirli zaman dilimlerine ayırmalıdır. Gelişim ve ihtiyaçlarını gözeterek bir planlama yapmalı ve bu planlamada çocuğu ne aktiviteye boğmalı ne de plansız bırakmalı, dengeli bir dağılım gözetilmelidir. Örneğin 20 dakika masa başında geçirilen eğitici bir faaliyet sonrasında 20 dakika kadar da fiziksel aktiviteyi destekleyecek çalışmalar yapılmalıdır. Bir 20 dakika da çocuğun kendi zamanını planlamasına fırsat verecek serbest zaman dilimleri oluşturulmalıdır. Etkinlik önerisi olarak çocuk kitaplarının arkasında yer alan kitap etkinliklerini yapabilecekleri gibi, şu online platformlardaki aktiviteleri de evlerinde yapabilirler:

Bu dönemde çocuklara iyi gelecek kitaplar önerir misiniz?

Bu dönem içerisinde belki de duyguları düzenlemeye ve duyguların hangi ihtiyaçlarla bağlantıda olduğunu anlamaya yardımcı olacak kitapların okunmasına öncelik verilebilir. Fakat yine de gözetilmesi gereken şey her zaman çocuğun gelişim ve yaş düzeyi, ilgi, merak ve ihtiyaçları olmalıdır. Dışarıdan verilen bir direktiften, yönergeden ziyade içten gelen motivasyon kaynaklarıyla yapılan eylemler daha yüksek dikkat ve öğrenme ile sonuç veriyor. Yetişkinlere tavsiyem çocuklarıyla duygular hakkında konuşmalar yapmak istiyorlarsa, öncelikle kendi duygu ve ihtiyaçlarıyla bağlantı kurmaları. Bu sorunuza o nedenle öncelikle yetişkinlere/ebeveynlere okumalarını tavsiye edeceğim kaynakları ekleyerek yanıtlayacağım.

  • Şiddetsiz İletişim / Marshall Rosenberg (Remzi Kitabevi)
  • Saygılı Anne Baba Saygılı Çocuk / Sura Hart (Remzi Kitabevi)
  • Bütün-Beyinli Çocuk / Daniel J. Siegel, Tina Payne Bryson (Koridor Yayınları)

Çocuklarla okunmasını tavsiye edeceğim, duyguları konuşmaya yardımcı olacak ve duygu düzenleme becerisini zenginleştirecek kitaplar ise şu şekilde:

  • Arkadaşım Korku / Frencesca Sanna (Taze Kitap) 5+
  • Renk Canavarı / Anna Llenas (Nesin Yayınevi) 5+
  • Üzüntü Kapını Çaldığında / Eva Eland (Martı Çocuk) 5+
  • Mutluluğun Başladığı Yer / Eva Eland (Martı Çocuk) 5+
  • Frederick / Leo Lionni (Elma Yayınları) 5+

Ayrıca İtalya’da hazırlanan ve uluslararası alanda dolaşıma giren Meraklı Çocuklar İçin Koronavirüs Rehberi, süreci aktarma konusunda önemli bir kaynak. Online olarak ulaşılabiliyor.

Bir de film önereyim. “Inside Out” yetişkinlerin çocuklarıyla beraber izleyip, duygular üzerinde konuşabileceği güzel bir film,  uygun olan yaş aralığı ise 6+ olarak nitelendirilebilir.

Meraklı Çocuklar İçin Koronavirüs Rehberi

 

Söyleşi: Kübra Erten / Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.