Kerpiç: Doğal, sağlıklı ve güvenli

“Sağlıklı Binalar: Toprak Malzemenin Sağlıklı ve Sürdürülebilir Mekânlar Elde Etme Konusundaki Rolü” temalı 8. Uluslararası Kerpiç 2020 Konferansı’nda doğal ve geleneksel bir yapı malzemesi olan kerpiç; yapım geleneği, sürdürülebilirlik, deprem güvenliği, modern yapı teknolojilerine entegrasyonu kavramları çerçevesinde değerlendirildi.  

UNESCO, ICOMOS ve ISCEAH misyonu doğrultusunda, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıf Kültür Varlıklarını Koruma Araştırma ve Uygulama Merkezi (KURAM) ve Kerpiç Akademi ortaklığında 26-27 Kasım 2020 tarihlerinde çevrimiçi gerçekleştirilen 8. Uluslararası Kerpiç Konferansı’nda Türkiye ve dünyadan birçok uzman isim bildiri sundu.

Konferansın açılış konuşmalarını; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı İsmail Karaman, Vakıflar İstanbul 1. Bölge Müdürü Hayrullah Çelebi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Murat Oral ve Gürsoy Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gürsoy gerçekleştirdi.

“Ucuz ve erişilebilir olan toprağın farkına varmalıyız”

İnsanlığın küresel ısınma ve yol açtığı iklim değişikliği gibi yıkıcı etkilerle baş etmeye çalıştığı günümüzde Covid-19 salgını gibi acı tecrübelerle de tabiat ile bağını yeniden sorgulama imkânı bulduğunu söyleyen KURAM Müdürü ve Konferans Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Dabanlı, bu süreçlerin insanları sürdürülebilir doğal binalar ve doğal-geleneksel yapı malzemelerine daha fazla ilgi duyar hale getirdiğini ve özü olan toprağa dönüşüm yolları üzerinde daha fazla kafa yormaya başladığını kaydetti.

Yüzyıllar boyunca barınma ihtiyacını doğal malzemeler ve geleneksel bina inşa ederek karşılayan insanoğlunun, günümüzde çimento ve çelik gibi endüstriyel yapı malzemelerine mahkûm edilmiş olmasının dikkat çekici olduğunu belirten Dabanlı, “Kadim inşa kültürü ve malzeme bilgisini unutan insanlık günümüzde en ücra köyde bile çimento olmadan herhangi bir bina yapamaz hale geldi. Bu öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmanın yolu kadim kültürümüzü anlamak ve bugünkü küresel ekonomik sistemi sorgulamaktan geçmektedir. Bugün 1 kilo çimento üretmek için atmosfere 1 kilo karbon salındığı dikkate alındığında beton endüstrisine mahkûm olmak yerine her yerde ucuz ve erişilebilir bir malzeme olan toprağın farkına varmanın ne derece önemli olduğu aşikârdır.” ifadelerini kullandı.

“Kerpiç yüzyıllar boyu ayakta kalabilir”

Konferansın davetli konuşmacısı, kırk yıldır kerpiç üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Bilge Işık, yapı malzemesi olarak kerpicin sağlıklı, ucuz ve depreme dayanıklı olduğu yönündeki görüşlerini ülkemizden ve dünyadan sunduğu örnekler üzerinden dile getirdi.

Kerpicin doğru ve modern inşa teknikleriyle kullanıldığında yüzyıllar boyu ayakta kalacağının ve depreme dayanıklılık göstereceğinin altını çizen Işık, “İnsanlar kerpiç dendiğinde depremde hasar görecek zannediyor. Aslında yıkılmış bir bina varsa o bilgisizlikle inşa edilmiştir, tekniği doğru kullanılmamıştır.” dedi.

Kerpiç yapının deprem güvenliği ile ilgili bilgi veren Işık, “Yapının kendi ağırlığı deprem sırasında yatay yüke dönüşür. Bu yük, yapıda köşegen çatlaklar yapar. Bina çatısıyla beraber çökmüş olur. Deprem sırasında oluşan yatay yükün duvarı yatay çatlatması sağlanırsa, bina yıkılmadan ayakta kalır. Deprem güvenliği konusundaki bu tespit, laboratuvar çalışmaları ve sarsma tablası deneyi ile de kanıtlanmıştır.” diye konuştu.

Prof. Dr. Işık, 2009 yılında Ankara’da inşa edilen bir kerpiç bloğun üzerinde sekiz kez 1999 depremi uygulandığını ancak yıkılmadığını da sözlerine ekledi.

“İnsanlar kendi evlerini yapabilir”

Günümüzde hâlâ dünya nüfusunun üçte birinin kerpiç yapıda yaşadığını söyleyen Işık, kerpicin sağlıklı ve az enerji kullandığı için ekonomik olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“İnsan nüfusunun artmasıyla beraber enerji kullanımı da artıyor. Artan enerji çevreyi kirletiyor. Ülkemizde en çok enerji kullanımı betonarme binalar ile meydana geliyor. Kerpiç yapı ise enerji kullanmadan doğal ve sağlıklı bir iç iklim sağlar. Bu nedenle binaların daha az enerji kullanmasını sağlayan sistemleri desteklemek gerekiyor.”

Kerpicin inşaat tekniğinin hızlandırılması ve ömrünün uzatılması için günümüzde alçı ile desteklendiğini söyleyen Işık, “Deprem güvenliğini ve durabilitesini sağlıyorsak, hızlı yapabiliyorsak kırsal kesimlerde birkaç saatlik dersten sonra insanlar kendi evlerini yapabilir.” dedi.

2019’da çıkan deprem yönetmeliğinde kerpiç yapıların yer almadığını kaydeden Prof. Dr. Bilge Işık, bu nedenle inşaat izni alınamadığını, mevzuatın yenilenmesi gerektiğini dile getirdi.

8 ülkeden 56 araştırmacı bildiri sundu

Diğer davetli konuşmacılar Prof. Dr. Mehrdad Hejazi ve Prof. Dr. İbrahim Numan da İran ve Kıbrıs’ta yer alan toprak binalar ve tecrübeleri üzerine konuşmalarını gerçekleştirdi.

İki gün boyunca Zoom platformu ve KURAM YouTube kanalında düzenlenen 8. Uluslararası Kerpiç Konferansı’nda Türkiye, İran, Norveç, Fransa, Hindistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Peru olmak üzere 8 ülkeden 56 araştırmacı bildiri sundu.

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.