FSM'de Yaşam
Öğrenci Kulüp Haberleri

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Kariyer Merkezi uzun süredir düzenlediği “Kariyer Planlama ve CV Mülakat Teknikleri Seminerleri” ile iş yaşamına adım atmaya hazırlanan öğrencilere rehberlik etmeye devam ediyor. Seminerlerin 21’incisi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri için 30 Mart’ta Kandilli Yerleşkesi’nde yapıldı.  

Kariyer Merkezi Eğitim Koordinatörü Seda Türkyılmaz Öztürk’ün verdiği seminerde kendini tanıma, hedef belirleme, kariyer planlama, CV hazırlama, CV hazırlamada doğru bilinen yanlışlar, öğrencilik ve iş hayatı gibi konular anlatıldı. Öğrenci sorularıyla zenginleşen programda, iş başvuruları ve izlenmesi gereken yöntemler, mülakatlarda dikkat edilecek hususlar, kuşak farklılıkları ve iş hayatına yansıması gibi konulara da değinilerek mülakat provası yapıldı. Provada “iş görüşmesine gelen aday” rolü üstlenen öğrencilerimiz iş görüşmelerinde karşılaşabilecekleri sorular üzerinden değerlendirildi. Örnek vakayı izleyen öğrenciler de “insan kaynakları çalışanı” rolüyle sunumda anlatılanları uygulama fırsatı buldu.

Yahya Beyazıt Özgüç, İç Mimarlık birinci sınıf öğrencimiz ve iki yıldır dağcılıkla ilgilenen bir doğa sporu tutkunu. Çoğunlukla yaz dağcılığı yapan Yahya, kış şartlarında tırmandığı ikinci dağ olan Beydağları’nın zirvesine ulaştı ve orada Üniversitemizin bayrağını açarak bizlere selam gönderdi. Biz de selamını aldık ve ona dağcılık hikâyesinin nasıl başladığını, hedeflerini sorarak, maceracı ruhların sporu dağcılık hakkında bilgi ve ilham veren bir söyleşi yaptık.

Biraz seni tanıyabilir miyiz? Dağcılığa nasıl başladın?

Ben Yahya Beyazıt Özgüç. 20 yaşındayım. İç Mimarlık birinci sınıf öğrencisiyim. Dağcılığa yaklaşık 2 yıl önce babamın desteği ve yönlendirmesi sayesinde başladım. Kendisi de dağcılık ve kayak sporu ile profesyonel uğraştığı için bana pek uzak gelmiyordu. Önce trekking ve hiking yaptım sonrasında da dağcılıkla devam ettim.

Bir kulübe bağlı olarak mı yoksa tek başına mı tırmanıyorsun?

Kesinlikle tek başıma tırmanmıyorum. Dağcılığın ilk kurallarından biri bireysellikten kurtulup bir takım ruhu oluşturduktan sonra bu düşünce ile yapılan zirve ve yürüyüşleri tamamlamaktır. 2 kişilik veya tek kişilik alpinist tırmanışlar da yapılıyor, ben ekip hâlinde daha güvende hissediyorum. Çok sonrasında bunları da deneyimleyebilirim. Başlarda doğa grupları ile yürüyüşler yapıyordum ancak beni çok geliştirdiğini düşünmüyordum, babamın da üyesi olduğu Asya Dağcılık Kulübü ile tanıştım. Asya Dağcılık Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olan Türkiye’nin en nitelikli zirve tırmanışları ve yürüyüşlerini yapan kulüplerinden biri.

“Zirve deneyimlemek bir öğreti”

Bir dağa tırmanmadan önce yaptığın hazırlıkları anlatır mısın? Zirveye çıkana kadar neler geçiriyorsun?

Zirve yapmadan önceki yaklaşık 2 hafta çok önemli. Tabii bu süre faaliyete göre değişebiliyor. Faaliyetten önce kondisyonun iyi olması, zararlı yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekiyor. Zihinsel sağlık da diğer önemli taraf. Tırmanış öncesi ve sırasında kendimizi motive etmek çok önemli. Ben bir öğreti olarak görüyorum zirve deneyimlemeyi. Gücün bittiği yerde veya zor bir durumda kaldığımızda bizi ayakta tutan ve devam etmemizi sağlayan şey kesinlikle psikoloji oluyor. Bazen faaliyet sırasında gücümüz tükeniyor. Bu durumlarda başta söylediğim gibi takım arkadaşı, dağcılıktaki ismiyle body ile tek vücut oluyoruz. Yanımızdaki body en büyük destekçimiz zirve tırmanışında. O yüzden kendimizi ne kadar düşünüyorsak bir o kadar da yanımızdaki insanı düşünüyoruz.

Beydağları’ndaki tırmanış senin için nasıl bir deneyimdi? Genelde yaz tırmanışı yapıyorsun, yaz ile kış tırmanışları arasındaki farkları anlatır mısın?

Tırmanış rotamızda beklemediğimiz bazı hava koşullarına ayak uydurmak zorunda kalsak da Beydağları’ndaki Kızlar Sivrisi Dağı çok güzel bir deneyimdi. Zirveye, -30 dereceye kadar düşen bir havada vardık. Zeminin rota boyunca buz olması tırmanışı keyifli hâle getirdi. Kazma ve krampon olmadan ayakta durmak neredeyse imkânsızdı. Kış ile yaz şartları tamamen birbirinden farklı ancak hep aynı mantık ile yola çıkıyoruz. Kış şartları biraz daha efor, daha çok teknik bilgi ve beceri gerektiren ve yaz dağcılığına göre daha maliyetli bir bölüm. Bu arada yaz dağcılığı yapmadan kış şartlarına girmek uzman dağcılar tarafından pek önerilmez. Kış şartlarında daha teknik kıyafetler ve ekipmanlar olması gerekiyor, mesela çadırların standart çadırlardan çok daha iyi olması şart. Çünkü çok düşük sıcaklık değerlerinde o çadırın içinde birkaç gün yaşanılabilir ortama ihtiyacımız var. Yaz dağcılığında da aynı şekilde teknik ekipmanlarının olması lazım ancak kışa göre daha az maliyetli. Bunun yanı sıra yaz dağcılığı düşünülenin aksine yoğun dikkat gerektirir. Yaz havasının rehavetine kapılmamak gerekli. 2500-3000 metre üzeri yükseklikler çoğunlukla serin veya soğuk oluyor ama karşılaşılan manzara kesinlikle görmeye değer.

Dağcılıkla ilgili en çok hangi noktalarda zorlanıyorsun ve bu zorluğun üstesinden nasıl geliyorsun?

Beden ve kondisyon olarak dağcılıkta zorlanmadım. Dediğim gibi öncesinde yaptığımız bir hazırlık dönemi var bunun etkisi çok büyük. Sadece zirve yolunda bazen herkes gibi zihinsel yorgunluk yaşayabiliyorum. Ancak bu durumu yanımdaki insanların desteğiyle aşıyorum.

“Üniversitemizin desteğiyle tırmanmak isterim”

Üniversitemizde öğrencilerin ilgi alanlarına göre kurduğu 50’den fazla kulüp var. Sen de dağcılıkla ilgili bir kulüp kurmayı veya faaliyetlerde bulunmayı düşünüyor musun?

Dağcılıkla ilgili bir kulüp kurmayı düşünmüyorum ama Üniversitemizin desteği ile tırmanışlar yapmayı çok isterim. Üniversitedeki arkadaş grubumla ve tüm İç Mimarlık öğrencileriyle hem sosyal etkinlikler düzenleyeceğimiz hem de iç mimarların haklarını koruyacağımız bir topluluk kurmak için çalışmalar yürütüyoruz. Yakın zamanda faaliyetlerimize başlamayı umuyoruz.

Dışarıdan bakan biri için dağcılık çok riskli görünüyor, sen ne düşünüyorsun, seni hangi yönüyle cezbetti?

Evet, dağcılık riskli spor ama yanı sıra güvenliği öncelik edinen bir disiplin. Eğitim alıp, becerilerinizi artırarak bu sporu yapıyorsunuz. Bütün dağcılar zihnen bittiğini hissettiğinde zirve yapmadan dönerler. Önemli olan tek başına zirve değildir. Benim önceliğim dağda olmak, sınırlarımı bilmek ve öğrenmeye devam etmektir. Dağcılık bir spor dalı evet, bununla birlikte öğretisi çok yüksek.

Dağcılığın çok masraflı bir spor olduğu söylenir, gerçekten öyle mi? Bu konuda seni destekleyen kuruluşlar oluyor mu?

Dağcılık kıyafet ve ekipmanları teknik, fonksiyon ve sağlamlığı yüksek malzemeler olması sebebiyle yüksek fiyatlarla satılıyor, dolayısıyla maliyetli bir spor. Üniversite kulüpleri destek sağlayabiliyor, dağcılık kulüpleri sponsorluklarla sporcularına destek oluyor. Fakat seyircisiz yapılan tek spor olduğunu düşünürsek bunlar da çok etkili değil. Günümüzde doğa sporlarına ilgi hızla arttığı için sponsor bulmak ilerleyen dönemde maliyetler üzerinde daha etkili olacaktır.

Tırmanışı en çok sevdiğin ve “kesinlikle tırmanmalıyım” dediğin bölgeler hangileri?

Türkiye’de en sevdiğim bölge Aladağlar. Burada 3000 metre üzerinde 50’den fazla zirve yer alıyor. Başka bir gezegendeymişim gibi hissettiriyor. En büyük dileğim yaşamım boyunca sağlıklı bir şekilde dağlarda ve tırmanışta olmak. Erciyes, Ağrı, Kaçkarlar bu yıl tırmanmak istediğim dağlar arasında.

Zirveye ulaştığında zihinsel ve fiziksel olarak neler hissediyorsun?

Saf bir zafer duygusu ve inanılmaz bir mutluluk.

Son olarak, dağcılık sporuyla ilgilenmek isteyen ama harekete geçemeyen veya cesaret edemeyenlere neler söylemek istersin?

Öncelikle aktif bir spor kulübüyle tanışmalarını ve sporcularla sohbet etmelerini öneririm. Dağcılık yapan sporcuların heyecan ve tutkularını dinlediklerinde kendilerinde de bu istek varsa eyleme dönüşecektir. Sonrasında süreç daha hızlı ilerleyecektir.

 

Söyleşi: Kübra Erten- Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin en üretken öğrenci kulüplerinden olan Mimarlık Kulübü, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’ndeki öğrenim sürecini öğrenci projeleri üzerinden seyre açtı. Mimarlık ve iç mimarlık öğrencisi için büyük anlam taşıyan proje derslerinin başarılı tasarımları 21-22 Tasarım Seçkisi’nde sergileniyor.

21-22 Tasarım Seçkisi’nde, mimarlık ve iç mimarlık öğrencilerinin öğrenimleri boyunca aldığı 101, 201, 301 ve 401 derslerini 2021-2022 güz döneminde başarıyla tamamlayan projeler yer alıyor. Hayal gücü, yaratıcılık, tasarım kabiliyeti ve teorik bilginin harmanlandığı bu projeler farklı dönemlerdeki öğrencilere birbirlerinden öğrenme, fikir ve ilham alma olanağı sunuyor. Mimarlık Kulübü Başkanı Zülal Karakaş da serginin amacını şöyle açıklıyor: “Amacımız, her dönemden öğrencinin sergideki tasarımları inceleyerek bir sonraki projeleri için fikir edinmeleri ve birbirlerinden ilham alabilmelerini sağlamak.”

Haliç Yerleşkesi D Blok 2. katta projelerini sergileyen öğrencilerimizden Çağla Altunbilek, Fatıma Sude Yıldırım, Berçem Demirtaş, Hümeyra Karabacak ve Zeynep Boylu hem projelerini hem de proje hazırlarken olmazsa olmazları ve seçki ile ilgili düşüncelerini anlattı.

“Öğrenci birikimleri ve yorumları çok kıymetli”

Çağla Altunbilek / Mimarlık

Proje, mimarlık öğrencisi için tasarımın nasıl oluştuğu, tasarım fikirlerinin nasıl somutlaştığı, çevresel analizlerin projeye katkıları, planlı olmanın ve zamanı verimli kullanmak gibi mesleki bazı öğretileri kazanma fırsatı sunan bir süreç. Proje hazırlarken mutlaka çevreyi iyi analiz etmek ve projeme dair bolca eskiz yapmak benim olmazsa olmazlarım. Çünkü çizgiler bizi hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlere götürebiliyor.

Sergilenen projem hem kamuya açık hem de üniversitemizin öğrencilerinin kullanabileceği karma bir yapıydı. Öğrencilerin kendi yeteneklerini kullanarak ürettikleri eserleri sergileyebilecekleri, isterseler bu eserleri satabilecekleri bir merkez. Projemi hazırlarken oldukça kapsamlı düşünmeye çalıştım. Konsepte bağlı kalabilmek adına birçok işi aynı anda yürütmem gerekiyordu. En ufak bir değişimde tüm projenin geneline bakıp kontrol ediyordum. Tasarım süreci ne kadar keyifli olsa da tek kelimeyle anlatacak olursam “yorucu” demek isterim.

Sergide projelere farklı yaklaşımları görmek güzel bir deneyimdi. Bu yaklaşımlara bakarak çıkış noktalarının benzer olduğu projelerde dahi tasarımın bu denli değişmesi, öğrencilerin birikimlerinin, tasarım sürecindeki yorumlarının ve bakış açılarının ne kadar etkili ve kıymetli olduğunu gösteriyor.

“Hayal gücü ve el becerisi içeren bir süreç”

Fatıma Sude Yıldırım / İç Mimarlık

Hayal gücümüz ve el becerisiyle kendimize ait işler ortaya çıkartabildiğimiz bir süreç benim için proje. Diğer branşlarla kıyaslandığımda erkenden somut bir şeyler üretmeye başladığımız, bizi problem çözme konusunda geliştiren bir süreç. Somut olarak yaklaşırsam kahve ve keyifli bir çalışma ortamı diyebilirim. Soyut olarak ele alırsam proje için verilen konu ne olursa olsun keyif alabileceğim bir kavram/konsept geliştirmek, projeye giriş yaparken benim için olmazsa olmazlardan. Ve bence tüm konularda keyif alınabilecek konseptler yakalamak mümkün. Bu yakalandığında tasarım süreci yorucu olsa da keyifli bir hâl alıyor.

Seçkide sergilenen projem İç Mimarlık 401 Projesiydi. Konumuz mağaza tasarımıydı ve ben kaykay mağazası tasarlamayı tercih ettim. Projemin çıkış noktası da aslında mağazamda kurgulamak istediğim kaykay kültürü oldu. Kaykay kültürünü incelediğimde mekân konsepti kafamda oluşmaya başladı. Kaykay pistlerindeki akışkanlığı mağaza tasarımıma yansıtmak istedim. Bunu yaparken de kaykayın ana malzemesi olan ahşabın ve kaykay pistlerinde kullanılan betonun tasarımım için malzeme seçimimde etkisi oldu. Planı tasarlarken de kaykayın mağazamda ana karakter olmasını istemem sebebiyle mağaza içerisine bir kaykay pisti konumlandırmaya karar verdim. Geri kalan yerleşimi de bu pistin merkezlerinden çıkardığım ışınlar ile kurguladım.

İkinci sınıfta mimarlık ve iç mimarlık bölümleri ayrı projeler çalışmaya başladığı için bir iç mimarlık öğrencisi olarak mimarlık bölümünde çalışılan projelerden biraz kopmuş oldum. Fakat bu seçki sayesinde okulumuzda mimarlık bölümünde ne tür projeler hangi şekilde ele alınmış bunu inceleme fırsatı yakaladım. Aynı şekilde iç mimarlık bölümünde de farklı dönemlerde hangi konulara çalışılmış ve nasıl tasarım yaklaşımları mevcut bunu gözlemleme şansı elde ettim. Herkesin çok farklı ve kendine has fikirleri var, çeşitli bakış açılarından konulara yaklaşımları incelemek keyifli oldu benim için. Türlü sunum tekniklerini incelemek de ayrıca keyifliydi.

“Hepimiz birbirimize bir şeyler katıyoruz”

Zeynep Boylu / İç Mimarlık

Proje mesleğe adım adım yaklaşmaktır. Karar verememek, verilen kararı eleştirmek, başa dönmek gibi kilit noktaları vardır. Bu noktalar illaki aşılır ama süreç çok yorucudur. Ortaya çıkan ürün ise bütün bunları geride bırakır. Memnuniyet kaçınılmazdır. Benim proje hazırlarken olmazsa olmazlarım eskiz çizimleri ve bolca kahve. Tasarım süreci başladığında yanına ilham da eklenmelidir. Projemin asıl konseptini Japon estetiğinde “kusurun kabulü” şeklinde tanımlayabilirim. Restoran adı Wabi- Sabi bu anlama geliyor. Proje genelinde iç mimari üzerinde yoğunlaşırken aynı zamanda zen anlayışını da dikkate almalıydım. Yani zenginleştirmeye çalıştığım mekânı aynı zamanda minimal de tutmalıydım. Bu yüzden proje sürecini tanımlayan kelime kesinlikle “karşıtlık” olurdu.

Tasarım Seçkisi, farklı projeleri incelediğimiz, bunların yanında eleştirilmenin ve değerlendirilmenin dahil olduğu bir seçki. Hepimiz birbirimize bir şekilde bir şeyler katıyoruz.  

“Farklı bakış açıları kazanılabilir”

Berçem Demirtaş / Mimarlık

Proje, mimarlık eğitiminin olmazsa olmazlarından. Benim bu sergideki projem bir temel tasarım projesi. Temel tasarım mimarlık eğitimi süresince projelerimize entegre etmemiz gereken esas kuralları içeriyor. Projeyi hazırlarken daha soyut düşüncelerle başlayıp adım adım bu fikirleri somutlaştırarak ilerledim. Projeme ilk bakıldığında temel tasarım ilkelerinin açıkça görülmesini istedim ve hacimlerimi tasarlarken bunu göz önünde bulundurdum. Özellikle ilk aşama olan konsepti belirleme kısmı benim açımdan önemliydi. Bana verilen sorun için geliştirdiğim çözümü iyi geliştirmiş ve bu çözümün içime sinmiş olması gerekir. Çünkü eğer aklımda bir şüphe varsa ilerleyen aşamalarda karşıma problem olarak çıkacaktır. Bununla birlikte konsepti benimseyip sevmiş olmam gerek. Sevmediğim bir proje üzerine çalışmak çok daha zor olacaktır.

Bu seçki vesilesiyle mimarlık eğitiminde çeşitli örnekler görmek çok kıymetli. Sergide her dönemden iyi projeler var. Bu projeleri incelerken farklı bakış açıları kazanılabilir.

“Yenilikçi fikirleri dinlemeyi önemsiyorum”

Hümeyra Karabacak / Mimarlık

Proje bir üretim mekanizmasıdır, soruna veya ihtiyaca yönelik. Kişiye göre anlamı değiştiren ise ne için üretildiğinin cevabıdır. Yeni bir şey üretmek her zaman bana zevk vermiştir. Aynı şeyleri yapmaktan öte tasarımda yenilikçilik, yeni arayışlar ve bu yenilikçilik sayesinde deneyimsel bir proje oluşturmak. Yeni malzemeler, yere özgü bir tasarım bilinci, aslında ilk zamanlardan beri projelerimde bu algıyı kullanıyorum. Bu düşünce ile gelişerek daha bilinçli bir şekilde yere özgü, kullanıcı odaklı, kendine has projeler oluşturma çabası edindim. Özellikle bu dönem ki projemde de bu düşünceyi uygulamaya özen gösteriyorum. Mesleğe ilk adımlarımı atma sürecimde de kendi benliğimle projeler üretebilme çabasını hayat biçimi hâlinde sürdürmek hedefimdir.

Benim projem yenilikçi bir sistem önerisi olan kâğıt tüp strüktür ile oluşturulmuş, arazinin potansiyelleri sonuna kadar kullanılarak peyzaj tasarımında da son derece işlevle ve yapı ile uyumlu, yenilikçi düşüncelerle oluşturulmuş, yere ve ana fikre özgün, kendine has bir proje. Yapı sadece yapı olarak değil peyzajı ve çevresi ile de ilişkilendirilmiş bir proje. Bir tasarım iyi olabilir ama sunumu da çok önemlidir. İyi olan bir proje iyi ifade edilmediğinde ortaya çıkamayabilir ama bu projede tasarımla birlikte sunum da önemsenmişti. Yapmış olduğum maket dili ve sunum ifade dili de aslında yenilikçiydi. Çok yoğun bir dönem içerisinde çok fazla mesai harcadığım bir proje oldu. Strüktür sistemi, kullanılan malzeme, işlev ve projenin tutumu nedeniyle süreci “deneyimsel” olarak adlandırabilirim.

Her zaman başka projeleri incelemeyi, yenilikçi fikirleri dinlemeyi, farklı düşüncelerle karşılaşmayı önemsemişimdir. Kendi dönemimden ve alt dönemlerden birçok proje bu seçkideydi. Aslında bu seçki sayesinde farklı potansiyelleri bir arada görerek yenilikçi fikirlerin farklı proje gruplarında da olsa öne çıkabildiğini fark ettim.

 

Hazırlayan: Kübra Erten-Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

 

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yaşam Boyu Gelişim Kulübü’nün bu yıl 4.’sünü düzenlediği PDR Günleri, “Eksik Parçalar: Şiddetin Yansımaları” başlığıyla alanın ilgililerini bir araya getirdi.

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında uzman isimleri ve farklı üniversitelerden öğrencileri bu yıl dördüncü kez buluşturan PDR Günleri, 27 Mart’ta Haliç Yerleşkesi konferans salonunda gerçekleşti. Farklı açılardan şiddet olgusunun ele alındığı program etkili sunumlar ve dinleyici sorularıyla bol etkileşime sahne oldu.

Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Tuğba Bingöl’ün açılış konuşmasının ardından başlayan programda; Öğr. Gör. Zeynep Temizer Atalar “İçerideki Tehdit: Öz Şiddet”, Prof. Dr. Sefa Bulut “Mobbing Nedir?”, Öğr. Gör. Dilek Özyürek “Zorba, Mağdur, Seyirci Sosyodrama ve Sosyometrik Bakış”, Doç. Dr. Okan Bilgin “Şiddet ve Çözüm Odaklı Danışma” ve Uzman Psikolojik Danışman Halil Ünal “Sanatla İyileşmek” başlıklarında sunumlarını gerçekleştirdi. İki oturum şeklinde yapılan program arasında Kahoot yarışması da düzenlendi. Şiddetin yansımaları üzerine bilgi ve farkındalık sunan ayrıca farklı üniversitelerden öğrencilere etkileşim ortamı yaratan 4. PDR Günleri katılım sertifikalarının verilmesiyle tamamlandı.

Kariyer Merkezi’nin iş sahası gezileri öğrencilere alanlarıyla ilgili ilk ağızdan bilgi alma ve uygulama alanlarını görme imkânı veriyor. Hukuk Kulübü iş birliğiyle 16 Mart 2022’de Maltepe 3 Nolu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu ziyaretinde Hukuk Fakültesi öğrencileri Kurum Müdürü Ali Başekin ile görüşerek, kurumun işleyişi hakkında bilgi edindi.

Kurum Müdürü Ali Başekin, kurum bünyesinde farklı suçlardan hükümlü olan yabancı uyruklu vatandaşlara hem Türkçe öğrettiklerini hem de meslek edindirme eğitimleri verdiklerini anlattı. Kurum içindeki hobi bahçesi, spor salonu, kütüphane, terzilik atölyeleri, yardıma muhtaç mahkumlar için oluşturulan sosyal market, sinema salonu gibi bölümleri gezen öğrenciler online mahkeme ve görüş salonlarını da inceledi. Ayrıca kurumdaki güvenlik önlemleri, mahkûm görüşleri, ceza evlerinde görevli savcı ve avukatların çalışma şartları gibi konularda da yetkililerden bilgi aldı.

İçinde bulunduğumuz çağ iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle dünyanın sınırlarını kaldıran ve insanları, dolayısıyla kültürleri birbirine yakınlaştıran, adeta birbirine bağlı kılan bir çağ. Bu yakınlaşma kültürel farklılıklara hiç olmadığımız kadar duyarlı olmayı, başkasını merak etmeyi ve daha iyi anlamayı sağlarken, ön yargıları da ortadan kaldırmayı mümkün kılıyor. ABD’deki East Carolina Üniversitesi’nin koordinasyonunda tüm dünyadan gençleri birleştiren Global Understanding dersi de kültürler arası teması artırmaya odaklanıyor. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programı Öğr. Gör. Zeynep Bilgehan Can’ın girişimiyle 2019 yılından beri Üniversitemizde de uygulanan ders, farklı dillerden, kültürlerden insanların birbirini anlaması, ön yargılarını yıkması üzerine kurulu. Katılımcılarına İngilizce pratik yapmayı da sağlayan dersi, Öğr. Gör. Zeynep Bilgehan Can ve dersi tamamlayarak sertifikalarını alan dört öğrencimizle konuştuk.

Meslek Yüksekokulu Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programı Öğr. Gör. Zeynep Bilgehan Can, East Carolina Üniversitesi’nin yürüttüğü Global Understanding dersini kendi öğrencilerinin de alması için 2019 yılında başvuruda bulundu. İstanbul Üniversitesi’nde 2012 yılında bu dersi öğrenci olarak alan Zeynep Bilgehan Can’ın bu kez dersi veren tarafta olma talebine yürütücü üniversiteden hemen olumlu cevap geldi. Dersin verilebilmesi için öncelikle East Carolina Üniversitesi’nin kurduğu, 20’den fazla ülkeden 45’ten fazla yüksek öğretim kurumunun üye olduğu Global Partners in Education kuruluşuna üye olundu. Tüm prosedürler tamamlanınca Global Understanding dersi 2019-2020 yılı güz döneminde seçmeli ders olarak ilk kez öğrencilere sunuldu. O tarihten bu yana Amerika’dan East Carolina University, Fransa’dan Université de Tours, Polonya’dan Krosno State College, Gambia’dan University of The Gambia, Ukrayna’dan Ivan Franko Lviv National University, Çin’den Hubei Polytechnic University ile ortak dersler yapıldı.

Bir dönemde dört ülke eşleşiyor ve bağlantı kuruyor

Global Understanding dersinin İngilizcesi belli bir seviyede olan öğrencilere farklı ülkelerden yine bu dersi alan üniversite öğrencileri ile tanışma, farklı konuları tartışma ve proje yapma imkânı tanıdığını dile getiren Öğr. Gör. Zeynep Bilgehan Can, “Öğrenciler tüm bu bilgi ve kültür alışverişinin yanı sıra İngilizcelerini de geliştiriyorlar. Ders kapsamında her sene farklı ülkelerden üniversiteler ile eşleştiriliyoruz. Üniversitelerin akademik takvimi, ülkelerin saat farkları gibi konular göz önünde bulundurularak, bizi eşleştirdikleri ülkeler ile hangi haftalar bağlantı yapacağımızın planlandığı bir tablo East Carolina Üniversitesi tarafından paylaşılıyor. Genelde bir dönemde dört ülke eşleşiyor ve her ülke ile yaklaşık 4 haftalık bağlantı süremiz oluyor.” ifadelerini kullanıyor.

Hayata dair her şey derslerde konuşuluyor

Bu yıl ABD, Çin ve Ukrayna ile ortak dersler yürütülürken öğrenciler bu ülkelerden eşleştikleri partnerleriyle projeler hazırladı, her ders gününde ayrı bir konuyu kendi ülkeleri açısından değerlendirdi.

Eğitim ve üniversite hayatı, kültür ve gelenekler, aile, kariyer, yaşam tarzı, sanat, turizm gibi konuların ele alındığı bu derslerin sohbet havasında ilerlediğini söyleyen Can, “Ders esnasında sınıfın yarısı büyük bir grup şeklinde birbirlerine sorular sorup cevaplıyor, diğer yarısı küçük partnerli gruplar şeklinde konuşuyor. Burada amaç daha küçük gruplarda öğrencilere daha fazla konuşma imkânı tanımak. Sınıfta bir hafta büyük grupta olan, bir sonraki hafta partnerli küçük grupta oluyor. Zoom’u henüz pandemi yokken bu ders sayesinde tanımıştık, sınıfta ortak bir kamera ve mikrofon üzerinden karşılıklı video konferans şeklinde ders işliyorduk. Pandemiden sonra online eğitime bu dersi uyarlamamız da bu yüzden hiç zor olmadı. Şu an ders tamamen online olarak işleniyor.” diyor.

Öğrencilerin her ülkeden partneri ile proje hazırlaması dersin gerekliliklerinden biri. Öğrencinin seçebileceği proje konularının olduğu bir liste var ve öğrenciler bu listeden ortak kararla belirledikleri konu üzerine bir video hazırlıyor. Neler mi var bu listede: İki ülkeden örnek hikâyeler anlatılması, birlikte şarkı yazılması, aile büyüklerinden alınan bilgi ile ülkenin eski ve yeni hâlinin karşılaştırıldığı mektupların kaleme alınması, önemli şahsiyetlerin tanıtılması, karşı kültürün yemek tarifinin denenmesi gibi eğlenceli konular…

“Ülkemizde dersi veren tek üniversiteyiz”

Global Understanding dersini hâlihazırda ülkemizde sunan tek üniversite olduğumuzu belirten Öğr. Gör. Can, “Eskiden İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde veriliyordu ancak şu an ülkemizde bu dersi sunan tek üniversiteyiz. Global Partners in Education üyeliği olan tüm ülkeler bu dersi vermek zorunda. Bu ülkeler arasında Avusturalya (Edith Cowan University), Çin (Business College of Beijing Union University), Peru (ESAN University), Brazilya (FAJ -Faculdade Jaguariuna), Fas (Essaouira School of Technology), İspanya (IESFR-Ies Francesc Ribalta), Hollanda (HAN University of Applied Sciences), Hindistan (MATS University), Japonya (Ryukoku University), Nijerya (Covenant University) gibi farklı ülkelerden üniversiteler var.” diye konuşuyor.

Derslere eşleşen her iki ülkeden en fazla yirmişer öğrenci katılabiliyor. Öğrenciler akademik bir ortamda, keyifli konular eşliğinde İngilizce konuşma konusunda özgüven kazanırken, kültürler arası iletişim sayesinde birbirini anlıyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor. Dersi başarı ile tamamlayanlar dönem sonu sertifika alma hakkı kazanıyor.

Farklı üniversiteler ile ortak ders almanın öğrenciler için muhteşem bir imkân olduğunu söyleyen Zeynep Bilgehan Can şöyle devam ediyor:

“Öğrenciler tüm konuları saygı çerçevesinde hem de yabancı dilde konuşabiliyor. Gambia’daki öğrencilerden oradaki yaşam koşullarının zorluklarını dinlerken empati kurabildiler. Çin’de yapılan festivallerdeki farklı gelenekleri dinlerken bunu saygı duymayı öğrendiler. Bir öğrencim iş görüşmesinde insan kaynaklarının bu sertifikayı görünce mülakatının ağırlıklı olarak ders üzerine konuşmayla geçtiğini ve bu sayede olumlu sonuçlandığını söylemişti. Böyle dönüşlerin olması çok gurur verici.”

Ciddi çalışma ve emek sonucu dersleri başarıyla tamamlayan Sivil Havacılık ve Kabin Hizmetleri Programı öğrencilerimiz deneyimlerini şöyle anlatıyor:

“Referanslarımdan biri bu sertifika olacak”

Mert Deniz Sarı

“ABD, Ukrayna ve Çin partner ülkelerimizdi. Her derste farklı konular konuştuk. Kültür, din, sosyal yaşam, öğrencilerin yurt yaşamları gibi konular… Bir bakıma bir kültürü başkasına nasıl anlatacaksak onlar ele alındı. Ben dilin uluslararası bir meslekte çalışan için her şey olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden İngilizce ve bu ders benim için çok önemli. İlk derslerde birbirimize uyum sağlamak konusunda ön yargılarım vardı. Ama birbirimize karşı ilgiliydik ve bu sıcakkanlılığı paylaştık. Arkadaşlıklarımız devam ediyor. Amerika’ya gittiğimde görüşeceğim arkadaşlarımın olduğunu bilmek beni çok mutlu ediyor. Ukrayna’daki partnerlerim yakın zamanda Türkiye’ye geldi. Onlarla İstanbul’da on gün boyunca vakit geçirdik. Burada ilk gün çok eğlenmiştik, ancak Ukrayna’da savaş başlayınca arkadaşlarımın yüzlerini güldürmek çok zor oldu. Yine de acılarını paylaşmaya çalıştım. Öte yandan bu derse katıldığımı belgelemek iş görüşmelerimde mutlaka etkili olacaktır. Ben Global Understandig dersini bitirmiş bir öğrenciyim ve iyi bir İngilizcem var diyebilirim. Referanslarımdan biri bu sertifika olacak.”

“İngilizcemi geliştirdiğim için mutluyum”

Kaan Öney

“Farklı kültürlerden insanlarla birbirimizi anladığımız bir ortamda olduğum ve İngilizcemi geliştirdiğim için çok mutluyum. ABD dışında hiçbir ülkenin ana dili İngilizce değildi, hepimizin ortak dili İngilizceydi ve anlaşabilmemiz için bu dili konuşmamız şarttı. Bu ders pratik imkânı verdi. Birlikte kültürel farklılıklarımızı, hayata bakış açılarımızı öğrenebileceğimiz projeler geliştirdik. İşimin bir parçası gereği farklı kültürlerden insanlarla sürekli bir arada bulunacağım. Bu yüzden henüz kariyerime başlamadan bu imkânı bulduğum için şanslı hissediyorum.”

“Dil öğrenmenin önünde bir engel yok”

Burcu Fidan

“Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Programımızda çoğu ders İngilizce veriliyor. Bunun yanında hem Global Understandig dersi hem de IELTS Kulübü gibi etkinlikler İngilizce pratiğimizi artıyor ve dil öğrenmenin önünde bir engel kalmıyor. Hocalarımız da bize her zaman çok destek oluyor. Gereken tek şey dil öğrenmeye istekli olmak. Bu dersi aldıktan sonra kendimde fark ettiğim şey; başaramayacağım hiçbir şeyin olmadığı.”

“Hem ön yargılarımı yıktım hem yeni dostluklar edindim”

Büşra Akdoğan

“Global Understandig dersini çok isteyerek aldım. Farklı dilden birileriyle konuşmak benim için fobiydi. Ders sayesinde hem ön yargımı yıktım hem de yeni dostluklar edindim. Derslerde birbirimizin yaşamı, kültürü, yemekleri, okul durumları hakkında bilgi aldık ve deneyimlerimizi paylaştık. Yaşamıma kattığı dostlukların yanında meslek hayatımda benim için büyük bir etkisi olacağına eminim.”

 

Röportaj: Kübra Erten-Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

 

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji Kulübü tarafından bu yıl 7. kez düzenlenen Psikoloji Günleri, “Değişim” temalı konferanslar ve atölyeler ile bol etkileşimli iki güne sahne oldu.

Psikoloji alanında eğitim alan farklı üniversitelerden öğrencileri profesyonellerle bir araya getiren Psikoloji Günleri bu yıl değişime odaklandı. Değişim temasının multidisipliner bakış açısıyla ele alındığı 7. Psikoloji Günleri’nde alanında uzman psikiyatrist ve psikologların konferanslarının yanı sıra atölyeler, ödüllü bilgi yarışması, etkinlik sponsorları Nobel Yayınları’nın kitap ve British Time Dil Okulları’nın dil kursu çekilişleri ile mini konserler düzenlendi.

5-6 Mart tarihlerinde Haliç Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen 7. Psikoloji Günleri, 8 şehir ve 55 üniversiteden 600’ün üzerinde katılımcı ağırladı. Alanla ilgili güncel gelişmelere mercek tutmasının yanında farklı üniversitelerden öğrencilerin etkileşimine de imkân sunan etkinlikte Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Sağlık Bilimleri, Mühendislik, Çocuk Gelişimi gibi alanlardan da dinleyiciler yer aldı.

Psikoloji Kulübü Başkanı Edanur Alış’ın kulüp ve etkinlik hakkında bilgilendirici konuşmasıyla başlayan Psikoloji Günleri, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Z. Hakan Akpolat’ın konuşmasıyla devam etti. Psikoloji Kulübü’nün gösterdiği özveri ve çabayı takdir eden Akpolat, değişimin bir yaşam belirtisi olduğuna ve tabii olarak kaçınılmazlığına değinerek, psikolojinin değişimi anlama ve anlamdırmadaki önemi ile psikologların değişim sürecindeki sorumluluğuna dikkati çekti.

Farklı açılardan “değişim”

Açılış konuşmalarının ardından FSMVÜ Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Esra Macaroğlu “Eğitimde Dönüşüm” sunumuyla günün ilk oturumunu gerçekleştirdi. Teknolojik gelişmeler ile toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinin eğitimde de dönüşümü beraberinde getirdiğinin altını çizen Macaroğlu, otizm tanılı özel gereksinimli bir bireyin erken çocukluk dönemindeki teşhisinden genç yetişkinliğe uzanan öyküsünü dinleyenlerle paylaştı.

Günün ikinci oturumunda “Değişim Sancısı” başlığıyla dinleyenlerle buluşan Klinik Psikolog Berçem Göktürk Duru, değişim, özgürlük ve değişimin getirdiği kaygıyı felsefi ve psikolojik açıdan ele aldı. Jean Paul Sartre’dan alıntılarla, varoluşçu bakış açısının değişim sürecine yaklaşımına odaklanan Duru, değişimin psikoterapideki karşılığına da değindi.

“Klinik Psikolojisi Perspektifinden Değişim: Kuramlar, Araştırmalar, Uygulamalar” başlığında üçüncü oturumda konuşan Prof. Dr. Özlem Sertel Berk, alandaki güncel gelişmelere değinerek, klinik vakada değişim sağlamak için öncelikle biyopsikososyal değerlendirme ışığında, içerisinde bulunulan evrenin ve bu evreye göre değişim için gerekli yöntemi belirlemenin önemini vurguladı.

Sokaktaki çocuğun değişmeyen yüzü

Psikoloji Günleri’nin ilk günü Prof. Dr. Gökhan Oral’ın çevrimiçi bağlantıyla gerçekleştirdiği konuşmasıyla devam etti. “Sokağın Değişmeyen Yüzü” metaforuyla ele aldığı sokaktaki çocuğun, belirli periyotlarla çeşitli profillerle ortaya çıkan bir yapı olduğundan söz eden Oral, “sokak çocuğu” olgusunun coğrafya ve içinde yaşanan kültürün özelliklerine bağlı olarak farklı profiller gösterebildiğini kaydetti.

Sokaktaki çocuk unsurunun bu zamana ait bir özellikmiş gibi görülse de çok erken çağlardan beri mevcut olduğunu tarihten örneklerle aktaran Oral, bu unsuru “Bir çocuğun biyolojik, fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan gelişmesi, büyümesi için gerekli olan çağına, coğrafyasına ve kültürüne uygun ortamın dışında yaşamını sürdürmeye mecbur bırakılması” olarak tanımladı. Çocukları sokağa iten nedenlere ve sokaktaki çocukların içerisinde bulunduğu gerçekliğe ışık tutan Prof. Dr. Oral, sokağın risklerine ve çocukların psikolojik sağlığına ilişkin meselelere dair bilgi ve tecrübelerini aktardı.

Kültürün değişime etkisi

İlk günün kapanışı Prof. Dr. Kemal Sayar’ın “Benliğin Dönüşümü” başlıklı konuşması ile yapıldı. Toplum içerisinde bireyin ve ilişkilerin şekillenme sürecini farklı kültürlerden örneklerle açıklayan Prof. Dr. Sayar, her kültürün, değişim ve değişim sürecindeki stres ile psikolojik sıkıntıyla farklı şekillerde ilgilendiğini, bu esnada bir kültürün diğerine üstünlüğü olmadığını vurguladı. Sadece sınanabilir olanı görmenin insanın hep benzeş olana odaklanarak farklılıkları yani zenginlikleri gözden kaçırmasına yol açtığını belirten Sayar, her kültürü öğrenilebilir, her insanı öğretmen olarak görebilecek bir bakış açısı geliştirmenin gerekliliğine işaret etti.

İkinci günün ilk konusu “dayatılmış güzellik”

7. Psikoloji Günleri’nin ikinci günü, Klinik Psikolog Alagün Belce Bahşi ile başladı. “Dayatılmış Güzellik” konulu oturumda, güzellik kavramı ve güzellik algısının sosyal medya etkisiyle nasıl değiştiği irdelendi. Sosyal medya ve güzellik algısına ilişkin çeşitli araştırmaların sonuçları üzerine tartışmaların gerçekleştiği oturumda, kişinin kendini güzel hissetmesi, güzelliğin iyi hissetmeye olan etkisi, daha fazla beğenilme arzusu ve sevilmeme kaygısı ile onaylanma ihtiyacı masaya yatırıldı.  

İkinci oturumda Dr. Tolga Yıldız “Değişim Çağı: Yapay Zekâ” konulu sunumunda dünden bugüne zekâ kavramına değindi, yapay zekâyı felsefe, matematik ve psikoloji perspektiflerinden ele aldı. Yapay zekâ ve makine öğrenmesi alanında ses getiren deney ve araştırmaları dinleyicilerle paylaşan Yıldız, katılımcılara psikoloji bilimi altında doğacak yeni bir alt alanın sinyallerini verdi.

Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu “Nöropsikoloji ve Beyin Teorilerindeki Değişim” konulu konferansıyla insanın beyni anlama serüvenine mercek tuttu. Prof. Dr. Hanoğlu, Eski Mısır’dan günümüze uzanan konuşmasında psikoloji, anatomi, tıp, davranış nörolojisi ve nöropsikolojiye değinerek nörobilim ve psikoloji paradigmalarının birleşimini aktardı. Hanoğlu, görüntüleme tekniklerindeki gelişme ve nöropsikoloji alanındaki ilerleme ile elde edilen güncel bulguları ve yeni bakış açılarını da dinleyenlerle paylaştı.

Farklı atölyelerle farklı deneyimler

Psikoloji Günleri’nin son oturumu Klinik Psikolog Eren Murat Dinçer’in “Biz Değişirken İlişkilerimize Neler Oluyor?” konuşmasıyla gerçekleşti. Kendilik gelişimi ve varoluş sürecinin ilişkileri nasıl şekillendirdiğine dair bilgi ve tecrübelerini sunan Dinçer, dinleyicilerin paylaşımlarıyla zenginleşen konuşmasında değişen çift ilişkilerini ve ilişkisel ifade biçimlerini, ilişkiye yönelen yeni etkenleri ve ilişkideki bireylerin birbirlerini değiştirme çabasını ele aldı. Kişinin kendisine yönelik merakının, kendini ve ötekini dinlemenin, karşılıklı zaman ayırmanın, birinin diğerini değiştirmesi yerine birlikte gelişim ve dönüşümün önemine dikkati çeken Dinçer, ilişkiyi kırılgan hâle getiren unsurları fark etmenin gerekliliği üzerinde durdu.

İki gün süren konferans oturumlarının ardından Uzman Psikolog Senem Eke tarafından düzenlenen “Psikodrama”, Dr. Psikolog Zeynep Maçkalı tarafından yürütülen “Sanat Terapisi”, Klinik Psikolog Yasemin Yağlıkçı tarafından gerçekleştirilen “Mindfullness” ve Doç. Dr. Itır Tarı Cömert’in yönettiği “Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi” atölyeleri ile 7. Psikoloji Günleri sona erdi.

7. Psikoloji Günleri’nin tamamını FSMVÜ YouTube hesabından izleyebilir, Psikoloji Kulübü’nün etkinliklerini @fsmvupsikoloji Instagram adresinden takip edebilirsiniz.

Hukuk Fakültesi öğrencileri, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığına 8 Mart 2022’de yaptıkları ziyarette, Bölge İdare Mahkemesinin yapısı, hâkimlik ve savcılık meslekleri hakkında bilgi edindi.

Kariyer Merkezi, İdeal Hukuk Kulübü ve Hukuk Kulübü iş birliğiyle yapılan gezide İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Cüneyt Yılmaz ve 1. İdare Hâkimi Ertan Yeşilöz ile bir araya gelen öğrenciler, Bölge İdare Mahkemesi’nin teşkilatları, unsurları ve görevleri hakkında bilgilendirildi.  

Hâkimlik ve savcılık mesleklerinden bahseden Yeşilöz, bu mesleklerin süreçlerini öğrencilerimize verdiği örneklerle detaylı anlattı. İdari hâkimlerin karar verme süreçlerini ve yaşadıkları zorlukları anlatıldığı bu sohbette Yeşilöz, hâkimlik mesleğini, mesleki tecrübe ve birikimlerini öğrencilerimizle paylaştı.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Cüneyt Yılmaz’la görüşülmesi ve hediye takdiminin ardından öğrencilerimiz yapıyı gezerek ziyaretlerini sonlandırdı.

Öğrenci Kulüpleri

Öğrencilerimizin üniversite yaşamlarında akademik çalışmalarının yanı sıra sosyal, kültürel, sanatsal ve teknolojik alandaki faaliyetleri de önemli bir yere sahiptir. Bu alanlarda katıldıkları ve düzenledikleri etkinlikler akademik yaşamlarını daha verimli kılmakta, özgüven ve kendilerini ifade etme yetilerini geliştirmekte aynı zamanda üniversitemizin sosyal yaşamı içinde sorumluluk almalarını sağlamaktadır. Bireyselliğin yanında birlikteliği, ortak çalışmayı simgeleyen kulüpler, öğrencilerin etkinliklerde görev alarak bilgi, yetenek ve ilgileri ölçüsünde kişisel potansiyellerini geliştirmelerini ve içinde bulundukları grubun çalışmalarına katılarak heyecanlı, mutlu ve dinamik bir üniversite yaşamını oluştururlar.


Siteye Git

Kütüphane

Eğitim-öğretim dönemlerinde;
Haliç Yerleşkesi Kütüphanesi: Haftaiçi 24 saat / Haftasonu 10.00-19.00 Topkapı Yerleşkesi Kütüphanesi (Merkez) : Haftaiçi 08:30 - 17:30 / Haftasonu : Kapalı Üsküdar (Atik Valide) Yerleşkesi Kütüphanesi: Haftaiçi 08.30-20.00 / Cumartesi 10.00-19.00
(Sınav dönemlerinde Haftaiçi 08.30-22.00 / Haftasonu 10.00-19.00)
Kandilli Yerleşkesi Kütüphanesi - Küçükçamlıca Yerleşkesi Kütüphanesi Fatih Yerleşkesi Kütüphanesi : Haftaiçi 08.30-17.30


Siteye Git

FSMVÜ Yayınları

Eğitim-öğretim dönemlerinde; Haliç Yerleşkesi Kütüphanesi Haftaiçi 24 saat / Haftasonu 10.00-19.00 Topkapı Yerleşkesi Kütüphanesi (Merkez) : Haftaiçi 08:30-17:30 / Haftasonu: Kapalı

 


Siteye Git

Uluslararası Ofis

Our team at the Department of International Relations offer you support from the first moment you become familiar with us until the last day you spend here with us. If you are a student, a scholar, or the family of those, coming to Fatih Sultan Mehmet Vakıf University, we will be there to help you adjust to your new life at our university and overcome challenges of living and studying/teaching abroad. We will help you with accommodation arrangements taking your personal preferences and expectations into consideration. Orientation meetings will be held on your arrival to give you necessary and practical information. We are dedicated to make your experience here as smooth, worthwhile and fun as possible. It will be our greatest pleasure to have contributed to your academic achievement, personal satisfaction and your understanding of Turkish life in general.


Siteye Git

Sağlık, Kültür ve Spor

Üniversitemiz öğrencilerinin bireysel, sosyal, kültürel ve sportif gelişimlerine katkı sağlamak, gençlerimizi sağlıklı ve aydın bireyler olarak geleceğe taşımayı amaçlamaktadır. Birim hizmet verdiği alanda sağlık kuruluşu, öğrencilerin sosyo- kültürel danışma ve rehberlikleri ile spor gereksinimlerini karşılayan bir uygulama dairesidir.


Siteye Git

Kariyer Merkezi

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Kariyer Merkezi öğrencilerin ve mezunların bilgi, yetenek ve isteklerine uygun, kariyer seçimlerini bilinçli bir şekilde yapmalarını sağlamak üzere kariyer yolunda kendilerine rehberlik ederek, daha okul sıralarında katılacakları eğitim, seminer, panel, konferans ve sempozyumlar ile pratik iş sahası gezileri, stajlar ve projeler sayesinde mezuniyet sonrası iş hayatına geçişte uyum sürecini yetkin bir şekilde atlatabilmelerini ve üniversitemizin kariyer faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerden yararlanarak seçmek istedikleri meslekleri daha yakından tanımalarını sağlayarak onların gelecek planlarına destek olmayı amaçlamaktadır.


Siteye Git

UZEM

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi (FSMVÜ UZEM), üniversitemiz bünyesinde açılan e-öğrenme temelli dersler ile ön lisans, lisans, lisansüstü ve sürekli eğitim programları kapsamında uzaktan yapılacak eğitimler için plan, program, koordinasyon ve uygulama faaliyetleri yürütmek amacıyla 2013 yılında kuruldu. 2013-2014 akademik yılından itibaren Türk Dili, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi; 2016-2017 akademik yılı itibariyle de İngilizce dersleri, uzaktan eğitim yöntemiyle verilmeye başlandı.

Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını nedeniyle 2019-2020 akademik yılı Bahar Döneminde başlayan tüm derslerin uzaktan eğitim yoluyla işlenmesi süreci 2020-2021 akademik yılında da devam etmektedir. Bu çerçevede tüm derslerin online yürütülmesi için gerekli altyapı ve programlar UZEM tarafından akademisyenlerimizin hizmetine sunulmuş olup salgının etkin olmaya başladığı 2019-2020 Bahar döneminin 7. haftasından itibaren dersler sorunsuz bir şekilde canlı olarak haftalık programda belirtilen gün ve saatlerde işlenmeye devam etmektedir. Öğrencilerimiz kişi ve süre kısıtlaması olmaksızın bu derslere rahatlıkla girip aktif olarak derse katılım sağlamaktadırlar. Bununla birlikte UZEM tarafından geliştirilen Öğrenme Yönetim Sistemi (LMS) ile derslerin tekrar erişime açılması, sınavlar, ödevler, mesaj, forum vb. süreçler de uzaktan eğitim yöntemi ile sürdürülmektedir.

Uzaktan eğitim yoluyla devam eden bu sürece dair tüm bilgilendirmeler de UZEM tarafından yapılmaktadır. Uzaktan eğitim sisteminin altyapısı ile birlikte UZEM web sayfası da yeni şartlara uygun hale getirilmiştir. Uzaktan eğitim sürecine dair tüm bilgiler, dokümanlar, LMS ve online platformlar ile ilgili tanıtım kılavuzları ve duyurular UZEM web sayfasına yüklenmiş ve erişime açılmıştır. Ayrıca sosyal medya hesaplarından, Otomasyon sisteminden de aktif olarak bilgilendirmeler yapılmaktadır.


Siteye Git

Bilgi İşlem

Bilgi İşlem Daire Başkanlığımız, 2010 yılında kurulup hızlı bir şekilde büyüyen üniversitemizle birlikte uzun süreçler alacak birçok gelişmeyi kısa sürede gerçekleştirip birçok başarıya imza atmıştır. Üniversitemiz kampüsleri İstanbul’un birbirinden farklı merkezi noktalarında bulunsa da Bilgi İşlem Daire Başkanlığımız tek kampüs mantığıyla tüm akademik ve idari kadro bir aradaymış gibi bilgi teknolojilerini entegre etmeyi başarmış ve hizmetlerini sürdürmektedir.


Siteye Git
Fikir ve önerilerini
bizimle paylaş
Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.