“Unutulmuş Bir Mimari Anlayışı Keşfetmeliyiz”
26 Ağustos 2019

26 Ağustos 2019

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi iş birliği ile düzenlenen “2. Uluslararası İslâmi Mimari Mirası Konferansı” (ISL@H 2019) Topkapı Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi.

İslâmi mimari alanında çalışan farklı ülkelerden uzmanlar, kültür mirasının önemli bir bölümünü oluşturan mimari miras varlıklarının korunması, yönetimi ve geleceğe aktarımı konusunda yürütülen çalışmaları tartışmaya açmak ve sürdürülebilir kentsel gelişim konusunda farklı yaklaşımları ele almak üzere “2. Uluslararası İslâmi Mimari Mirası Konferansı”nda bir araya geldi. İki gün süren konferansta, “Mamur Çevre ve Gelecek” ana teması ile farklı alt temalarda hazırlanmış tebliğler sunuldu.

Konferansın ana konuşmalarında; mimari mirasın bir medeniyet taşıyıcısı olduğu bilinciyle ve medeniyetin unsurlarıyla birlikte geleceğe aktarımının kültürel devamlılık için elzem olduğu üzerinde duruldu. Öte yandan İslâm medeniyetinin izlerini taşıyan şehirler ve mekânlar üzerinde, aynı zamanda sanatkârın zihnide modernizmin yol açtığı değişiklikler konuşuldu. İslâm’ın “güzel”e bakışı, sanatkârın “mutlak güzel” arayışında geçirdiği içsel değişimler ve bunun sanatına yansıması tahlil edildi.

“Unutulmuş bir mimari anlayışı yeniden keşfetmemiz gerekiyor”

Konferansın açılış konuşmasını yapan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Numan, ilk konferansın 2017’de Kuala Lumpur’da bulunan Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi’nde düzenlendiğini hatırlattı.

“İslâmi mimari mirası” konusunun koruma ve restorasyonla sınırlı olmayan büyük bir anlam içerdiğini ifade eden Prof. Dr. Numan, “İslâm mimari mirası sadece bugüne ulaşan mimari mirasın korunarak ve restore edilerek ileri nesillere aktarılması meselesi değildir. Unutulmuş bir mimari anlayışın keşfedilerek, zamanımıza adapte edilip zamanımızın görüşüyle tekrar ortaya konarak, gelecek nesillere aktarılmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Konferansın ana konuşmacılarından Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi Mimarlık ve Çevre Tasarımı Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdul Razak Sapian, kültürün ev kavramı üzerindeki etkilerini, kültür ve coğrafyaya göre tarih içinde ev formunun değişim ve gelişim evrelerini anlattı. Mimarinin etimolojisinde ‘mamur’ etmek varken, kavramın günümüzde artık ‘dizayn’ etmek anlamında kullanıldığına işaret eden Prof. Dr. Sapian, “Geçmişin ruhunu ve özgünlüğünü ancak ortak kültür mirası bilinciyle yapılan restorasyon ve koruma süreçleriyle geleceğe taşıyabiliriz.” dedi.

“Mimari mirası koruma konusundaki vizyon kaybedildi”

“Koruma, Kimin için?” başlıklı konuşmasında Batı dünyası dışındaki Güney ve Doğu ülkelerinden kentsel ve mimari koruma örnekleri veren, korumanın sürdürülebilirliği üzerine önerilerde bulunan Özyeğin Üniversitesi Rektörlük Danışmanı Mimar Prof. Dr. Suha Özkan, eski yapıların yapılış amaçlarının bugüne nasıl taşındığının büyük önem arz ettiğini kaydetti. Farklı ülkelerden mimari miras örneklerinin yapılış ve bugünkü kullanılış amaçlarını paylaşan Özkan, meseleye iyi ve kötü örnekler üzerinden bakarak şunları söyledi:

“Orta Doğu’daki birçok eski yapı artık asıl amacıyla kullanılmıyor. Öte yandan Orta Asya’daki eski varlıklar bugün daha bilinçli kullanılıyor, daha iyi korunuyor. Bu durumda bölgesel faktörler, kültürel farklar çok etkili. Şu bir gerçek ki; eski yapıların yapılış amaçları benimsenmediği sürece onları aslına uygun bir şekilde geleceğe taşımak güçleşiyor.”

Bugün aslına uygun restorasyonların azaldığını belirten Prof. Dr. Özkan, bunun en büyük sebebinin teknolojik atılım ve çalışma tarzlarındaki değişiklik olduğunu ifade ederek, “Neden restorasyonlar aslı gibi olmuyor? Çünkü teknoloji ve günümüz çalışma tarzları buna izin vermiyor. Eski usul ve vizyon artık yok.” diye konuştu.

“Teknolojik gelişim özgünlüğün yitirilmesine neden oldu”

Günün son ana konuşmacısı Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jamel Akbar ise medeniyetlerin bireylerin haklarını odağa alan sürdürülebilir mekânlar yaratmaları gerektiğini belirterek, İslâm hukuk sisteminin bireye sunduğu haklar üzerinden İslâmi yapılı çevreler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Restorasyon konusunda ve çevre sorunlarında geleneksel yöntemlerin altını çizen Prof. Dr. Akbar, bugünün teknolojisinin aslına uygun restorasyonlara imkân vermediğini, Süleymaniye Camii’nin bugün yeniden inşa edilemeyeceğini söyledi.

“Bugünkü restorasyonlar aslına uygun olamaz. Mimar Sinan’ın Süleymaniye’si onun yaptığı gibi yeniden inşa edilemez. Çünkü o günkü yeterli malzeme ve yetenekli usta bugün yok. Günümüzdeki teknoloji buna müsaade etmiyor. Teknolojinin ilerlemiş olması geçmişteki usulün ve özgünlüğün yitirilmesine neden oluyor. Bu nedenle bugün imitasyonlarını yapmaktan öteye gidilmiyor.”

Ana tema “Mamur Çevre ve Gelecek”

“Mamur Çevre ve Gelecek” ana temasıyla devam eden konferansta; “Politika ve Yönetim”, “Teori ve Felsefe”, “Teknoloji”, “Tasarım İnovasyon ve Sürdürülebilir Gelişme” alt temalarında hazırlanan tebliğler paralel oturumlarda sunuldu.

Konferansın ikinci günü Prof. Dr. İbrahim Numan’ın bildirisiyle başladı. Prof. Dr. Numan, “Mimari Mirasın Geleceği Hakkında” başlıklı konuşmasında mimari mirasın sürdürülebilirliği konusunu, yapım teknolojileri ve zamanın ihtiyaçları doğrultusunda nesilden nesle aktarılan unsurlarının ötesinde, manevi boyutuyla ele aldı.

Estetik bakışın; benzer iklimler, coğrafyalar, yapım teknikleri kullanılsa bile farklı biçimler ve hacimler şeklinde mimariye yansıyacağını ve içerisinde bulunulan kültürün dilini taşıyacağını ifade eden Prof. Dr. Numan, “O halde mimari mirasın özellikle de İslâm mimarisinin mirasının geleceğinden söz edilecek olunursa; bu formel bir dilin dışa vuruşunun intikalinden ibaret değildir. Maddi verilerin ötesinde bir şey var. Hangi medeniyet çevresi ele alınırsa alınsın sanatın özü ‘güzellik’tir. Bu güzellik de mahiyeti ve mensubiyeti nedeniyle mutlak olan güzellikte aranmalıdır ki bu da ‘ilahi’dir.” dedi.

İslâm inancına göre hiçbir şeyin yoktan var edilemeyeceği ilkesinden hareketle varlıktaki güzelliğin ancak varın tezahürü şeklinde ortaya çıkacağını söyleyen Prof. Dr. Numan, “Bu cihetiyle mirasın geleceği için mutlak varlığı ve ‘O’ndaki güzelliği anlama ve intikal ettirmenin peşine düşülmelidir. Gelecek nesillere bırakacağımız miras belki de bugün kâinatın her zerresinde zuhura çıkan ve özü ilahi olan Cemâli/Güzeli kendi manevi gerçekleriyle tekrar keşfedip aktarmak olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“İnsan muhabbeti muhabbet ehlinden öğrenir”

Günün ikinci ana konuşmacısı Prof. Dr. Sadettin Ökten, “İslâm Medeniyet Tasavvurunda Sanat Eseri Üzerine Bir Deneme” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. İslâm medeniyet tasavvurunda sanat alanında bir mürebbi olarak “muhabbet” ve onun sanattaki rolü üzerinde duran Ökten, İslâm sanatkârının ayırt edici özelliği ve bunun sanatına yansımasını da ele aldı.

Çağımızda evrensel olma iddiası taşıyan iki büyük medeniyet tasavvuru olduğunu belirten Ökten şöyle devam etti:

“Bunlardan biri modernite diğeri de İslâm medeniyet tasavvurudur. İslâm medeniyet tasavvurunda içgüdü kurallarla, akıl bilgiyle, duygu da sevgi veya daha doğru bir tabirle muhabbetle eğitilir. Konumuz sanat eserinin hitap ettiği duygu alanı olduğu için İslâm medeniyet tasavvurunda bu alanın mürebbisini muhabbet olarak gündeme getirmemiz gerekiyor. İnsan muhabbeti muhabbet ehlinden öğrenir. Bu öğrenme zihni bir öğrenme değildir. Herhangi bir ilmi, belli bir birikime ve berrak zihne sahip bir muallimden öğrenebilirsiniz lakin muhabbet bir ilim değildir, bir hâldir. Bu hâli edinmek için o hâle sahip bir zat ile belli bir hayatı yaşamanız gerekir. Muhabbet ehlinin terbiyesinden geçen, onunla ortak bir hayatı en azından bir müddet için birlikte yaşayan insan muhabbet dediğimiz o manevi hazzı ağır ağır deneyimlemeye başlar.”

Sanatkâr kalbini temizlemeli

Bireyin duygu dünyasını yani iç âlemini, bu âleme hâkim olan kalbini veya gönlünü İslâm tasavvufunun eğittiğini kaydeden Ökten, bu alandaki anlayışın; insanın kalbini yaratanın şanına uygun bir şekilde arı, duru ve temiz tutmalısın nasihatinde bulunduğunu söyleyerek, “Sözünü ettiğimiz nasihatin gerçekleşmesi ise bir mürşidi kâmilin tahtı terbiyesinde gerçekleşiyor. İslâm medeniyet tasavvuruna mensup bir sanatkâr başlangıçta zanaat safhasından geçtikten sonra gerçek manada sanat eseri ortaya koymak niyetinde ve nasibindeyse mutlaka ve mutlaka kalbini tathir etmek zorundadır. Bu sayede oraya, Allah’ın ilahi güzelliğinin tecelli ettiği cemal bahçelerinden yansımalar düşer. Sanatkâr, sahip olduğu yetenek ile bu ilahi lütufları fizik âlemde ortaya koyduğu eserler ile bütün insanlara sunmak görevini üstlenmiştir.” diye konuştu.

Türkiye, Malezya, Endonezya, İtalya, Bosna Hersek, Kosova, Ürdün, Cezayir olmak üzere 8 ülkeden katılımın gerçekleştiği “2. Uluslararası İslâmi Mimari Mirası Konferansı”, 28 Ağustos’ta Tarihi Yarımada gezisi ve Boğaz turu ile sona erdi.

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.