Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Sorunu Tartışıldı

9 Aralık 2019

Türkiye’nin Doğu Akdeniz deniz yetki alanları sorununa yaklaşımı, hukuki argümanlar ve uluslararası hukuk açısından tartışıldı.  

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Uluslararası Hukuk Uygulama ve Araştırma Merkezi (FSM UHAM) tarafından düzenlenen Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Sorunu ve Tek Taraflı Faaliyetler: Arka Plan & Uluslararası Hukuk & Türkiye’nin Tezleri konferansı Haliç Yerleşkesi’nde yapıldı.

Glasgow Üniversitesi Uluslararası Deniz Hukuku Doktora öğrencisi Ferhat Ercümen’in yönetiminde yapılan konferansta; Swansea Üniversitesi Hillary Rodham Clinton Hukuk Fakültesi Uluslararası Deniz ve Ticaret Hukuku Enstitüsü öğretim görevlisi Dr. Youri van Logchem ve Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Çağatay Erciyes konuşmacı olarak yer aldı.

“Dünyada 400 tane deniz sınırı sorunu var”

İhtilaflı deniz alanlarında devletlerin hakları ve yükümlülükleri konusunda uzman bir isim olan Dr. Youri van Logchem, tartışmalı deniz alanlarında uluslararası hukukta devletlerin hak ve yükümlülüklerini dünyadan örneklerle açıkladı. Devletlerin uzlaşmazlığa düşülen alanlarla ilgili sınırlandırmaya gitmesi gerektiğini belirten Logchem şöyle devam etti:

“Devletlerin önünde iki seçenek var: Müzakere etmek ve hukuki yollara başvurmak. İdeal olan devletlerin uzlaşmaya varmasıdır ama uygulamada devletlerin bu sınırları belirlemesi zor. Dünyada 400 tane deniz sınırı sorunu var. 200 tane sınırı belirlenmemiş deniz alanı var. Devletlerin bu sınırlandırmayı gerçekleştirme yükümlülüğü yok. Mesela bir devlet diğer devlete müzakere talebinde bulunursa bu başarılı şekilde neticelenmesi anlamına gelmiyor. Bir çıkmaza girebilir ve sonuç ortaya çıkmayabilir. Çok sayıda faktör bu sınırı belirlemede etkilidir.”

Uluslararası hukuk perspektifinde devletlerin iş birliği yapma yükümlülüğü olmadığını ancak iş birliği düzeyine ulaşmalarının beklendiğini kaydeden Logchem, Surinam ve Guyana arasındaki uzlaşmazlık örneği üzerinden devletlerin tek taraflı faaliyetlere karşı tepkilerini açıkladı. Diğer kıyı devletlerinin rızası alınmadan tek taraflı sismik ve sondaj çalışmalarında “tehlikeye düşürmeme” ve “engellememe yükümlüğü”ne bakılması gerektiğini söyleyen Logchem, “Diğer devletin hakkının zarar görmemesi gerekiyor. Devletin hâlihazırdaki bir uzlaşmazlığı daha da genişletmemesi gerekiyor. Surinam ve Guyana arasında ihtilaflı bir alan var. Guyana bir petrol şirketine keşif yapması için yetki veriyor. Surinam tek taraflı sondajın kanuna uygunluğunu tartışıyor. Tehlikeye düşürmeme ve engellememe yükümlülüğüne göre bunun bir yükümlülüğün ihlali olduğunu söylüyor.”

“ABD’nin doğal rezervlerini ifşasıyla kıta sahanlığı meselesi başladı”

Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyes, Türkiye ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları sorununa yaklaşımını ve hukuki argümanlarını anlattı.

Türkiye ile Yunanistan arasında 1970’lere kadar kıta sahanlığı sorunu olmadığını, kıyı devletlerin doğal kaynaklarla ilgili rekabete geçmesiyle meselenin gün yüzüne çıktığını kaydeden Erciyes, ABD’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervlerini ifşa etmesiyle beraber Ege’dekine benzer bir sorunun yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD, Doğu Akdeniz’de büyük gaz rezervlerinin olduğunu ifşa ettikten sonra kıyı devletler bu sınırlandırma meselesini gündeme aldılar. Güney Kıbrıs Rum Kesiminin deniz sınırını belirleme çabaları ve Doğu Akdeniz’de arama çalışmalarına başlamasıyla sorun derinleşti. Ama Rum kesimi bir devlet değil. Buna rağmen Mısır gibi devletlerle anlaşmaya vardı. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu anlaşmayı kabul etmiyor. Anlaşmaya karşı çıkmamızın önemli nedenlerinden biri de Kıbrıs’ın tanınmaması meselesinin henüz netlik kazanmamış olması. Diğeri ise Türkiye’nin deniz hukuku ile ilgili itirazı.”

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin dışlanmasıyla yapılan tüm çalışmaların kıta sahanlığının ihlali anlamına geldiğini belirten Erciyes şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tabii Kıbrıslı Rumlar bunu dinlemiyor ve komşu ülkelerle anlaşmalara devam ediyor. Mısır, İsrail, Lübnan ile yaptığı anlaşmalara olan itirazlarımızı Birleşmiş Milletler’de kayda geçirdik. Uluslararası deniz hukukunun en önemli maddelerinden biri denizlere ilgili bir sınır anlaşması yapıyorsanız, buradaki sınır çizgisi üçüncü bir devletin hak ve çıkarlarını ihlal etmemeli. Bu aynı zamanda uluslararası mahkemelerin hukuk içtihadında da yer alıyor. Üçüncü ülkelerin potansiyel hak ve taleplerinin zarar görmemesi, tehlikeye atılmaması anlaşmada yer alıyor. Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve anlaştığı ülkeler sismik çalışmalarını sonlandırmadı. Bunun üzerine Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Akdeniz’de hakları doğrultusunda sismik çalışmalarına başladı. Çünkü bu tek taraflı faaliyete bundan başka reaksiyon gösterme şansımız kalmadı.”

“Libya anlaşması Türkiye’nin kıta sahanlığını koruyor”

Erciyes, Türkiye ile Libya arasındaki deniz sınırı anlaşmasına da değinerek, bu anlaşmanın son derece standart bir anlaşma olduğunu vurguladı. Libya ile yapılan anlaşmanın TBMM’den geçtiğini, anlaşma muhtevasının halka açıklandığını dile getiren Erciyes, aynı şekilde Libya’nın da benzer bir prosedür takip ettiğini söyledi.

Libya ile yapılan anlaşmanın hem Türkiye’nin hem Libya’nın kıta sahanlığı haklarını koruduğunun altını çizen Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Çağatay Erciyes, “Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de verdiği petrol lisansları konusunda Libya’nın da kaygıları vardı. Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşma hukuki akitlerin yanı sıra siyasi bir mesaj da içeriyor. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de tecrit etme girişimleri karşısında siyasi bir mesaj olarak okunmalı. Bu mesajla aslında Türkiye’nin katılımı olmadan bölgede hiçbir şey yapamazsınız mesajı verdi. Ayrıca Türkiye uluslararası deniz hukuku anlaşmasına taraf olmasa dahi deniz hukuku sözleşmesinin içeriğine uygun hareket etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Sorunu ve Tek Taraflı Faaliyetler: Arka Plan & Uluslararası Hukuk & Türkiye’nin Tezleri konferansı soru cevap faslının ardından sona erdi.

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.